Bilin bakalım Hüseyin Çelik'e kim "çaktı"?

Gaziantep Milletvekili Hüseyin Çelik'e kim "çaktı"?

oda tv.den Mümtaz İdil; Gaziantep Milletvekili-AKP Sözcüsü Hüseyin Çelik'i yazdı.İşte,İdil'in"Ancak müritlerini kandırırsın Hüseyin Çelik" başlıklı yazı:

"Beklenen oldu. Eskişehir’in “Rabia” selamlı valisi Güngör Azim Tuna, Ali İsmail Korkmaz’a “bir şeyin yok, yat dinlen geçer,” mealinde rapor veren acil servis doktoru Hasan Gülcü için soruşturma izni vermedi.

Yakışır…

“Arkadaşları dövmüştür,” diye açıklama yapan valinin kararında ısrarlı olduğu görülüyor. Kalemimimde mürekkep bitti, bilgisayarın tuşları eskidi yazmaktan, ama hala TTB’den bir açıklama da gelmiş değil. Ali İsmail Korkmaz’ı döverek öldürdükleri video kayıtlarıyla saptanan polis ve fırıncıların da adam öldürmekten değil de yaralamaktan yargılanmasına da şaşırmayın olur mu? Cezası 1 ila 3 yıl. İyi hal, infaz filan derken, alacaklı bile çıkar bu namussuzlar. Hani palasıyla ortalığa dehşet saçıp da Fas’a kaçan civan mert delikanlımızın, “devleti mahkemeye vereceğim,” kabadayılığı gibi. Ethem Sarısülük, Ali İsmail Korkmaz, Berkin… Bunlara uygulanan şiddetin karşılığı “aferin yavrum,” ise, polise ve kolluk güçlerine “öldürme emri” verilmiştir, geçmi olsun.

Ama Bekir Bozdağ, televizyonların döndüre döndüre verdiği “başbakanın ağlama seanslarına” CHP itiraz edince, ağızlarının payını vermiş: “Ağlamak ne zamandır zavallılık oldu. Ağlamak insanlıktır, adamlıktır. 'Bugün Suriye'de olanlara biz ağlamayacağız da neye ağlayacağız?'' Bugün de AKP Genel Başkan Yardımcısı ve hükümet sözcüsü Gaziantep Milletvekili ve AKP Sözcüsü Hüseyin Çelik, Başbakan’ın ağlamasıyla ilgili bir televizyon programında konuştu.

Çelik, Mısır’da 17 yaşındaki Esma’nın “adice” göğsünden vurularak şehit edildiğini söyledi, ama Ethem Sarısülük’ün ensesinden vurulduğunu belirtmedi. Başbakan’ın katıldığı programda Esma’nın babasına yazdığı mektubun “dramatik bir mektup” olduğunu söyledi, ama Berkin’in anne ve babasını bir kez olsun dinlemedi. Birazcık vicdan, kalp sahibi olan, duyguları körelmemiş olan bir insanın böyle bir hadise karşısında üzülmemesi, duygulanmaması, gözyayaşlarının akmaması mümkün değil, eğer insansa, dedi, ama Ali İsmail Korkmaz’ın vahşice dayak yediği, 38 gün komada kaldığı sıralarda Başbakan’ın “1, 2, 3, 4” diye kekelediğini, aşağıladığını söylemedi.

Bunlar dururken Esma’ya ağlamasını aklamaya çalıştı Çelik ve tuhaf bir şekilde ekledi: “Bugüne kadar sığırların ağladığı görülmemiştir.” Bu cümleye yüz tane soru işareti koysanız yeridir. Ağlamak insancadır, insanidir, insana mahsustur, dedi. Kimse Başbakan’a niye Esma için ağlıyorsun demedi, neden Ali İsmail Korkmaz, Ethem Sarısülük, Berkin ve diğerleri için tek damla gözyaşı dökmedin diye sordu. Neden Reyhanlı’da, Uludere’de katlimalarda ölenlere ağlamadığını sordu. Bir “baş sağlığı” mesajını bile neden esirgediğini sordu. Daha da konuştu Hüseyin Çelik, Başbakan’ın ağlamasını “insanca duygularla” açıklamaya çalıştı, ama bir kez olsun omuzunun üzerinden göz ucuyla da olsa geriye bakmadı. Hep üstünü örtmeye çalıştığı abuk bir ağlama seansını aklamaya çalıştı. Pek tabi ki çuvalladı. Ancak müritlerini kandırabileceğinin farkındaydı hükümet sözcüsü, elinden de ancak bu kadarı geliyordu: “Hayvanlar ağlamaz…” Ne yaptı Başbakan ve avanesi? Mısır’la başladılar, Suriye’den çıktılar ve ağlamayı açıklamaya çalıştılar. Oturup Mısır’da Müslüman Kardeşler’in helak oluşuna, Suriye’de El Nusra, El Kaide, ÖSO’nun telef oluşunu iki göz iki çeşme ağla, Esma’da mendiller ıslat, ülkendeki acımasızlığı neredeyse edepsizlikle suçla. Olmaz! 1969 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Samuel Beckett, “Zaman avuçlarınızı hangi biçime sokarsanız sokun, asla kavrayamayacağınız bir sevgilinin yüzü gibi. İşte böyle anlarda tükenmek istiyor insan,” der ve ekler: “İşte öyle anlarda sözcüklerim gözyaşlarım oldular.” Avuçlarını Rabia işaretiyle süsleyenlerden söz etmiyor Beckett, tükenmişliğin getirdiği bir ruh halinden dem vuruyor. Farkında mısnız, bunlar nedense televizyon karşısında birden ağlamaya başladılar. Çaresizliklerini iktidar olmaktan alıyorlar. Böyle tuhaf bir çelişki olabilir mi? Oluyor işte, yerseniz. Ağlayanlara Charles Chaplin öneride bulunuyor, “aynalarla dost olun, siz ağladığınızda o asla gülmez.” Elbette ağlamak insani bir tepkidir ve sağlam temellere oturmuşsa asla kınanmaz. Ağlamanın sağlam temelleri genelde iç hesaplaşma ve gizlilik üzerinedir. Akbabanın ölmesini beklediği küçük yavrunun resmini çeken fotoğrafçının intihar etmesidir ağlamak. Sudan’da, Ruanda’da kaçmasınlar diye aşil tendonları kesilip işkenceleri sabaha bırakanları düşünmektir. Hala uyanamayan 14 yaşındaki “terörist” Berkin’in katilini yakalamaktır. Ali İsmail Korkmaz’ın silinen kamera kayıtlarını her şeye rağmen Ankara’ya gönderip yeniden yaratan savcıdır. Ağlamak böyle bir şeydir işte, gözyaşlarını televizyon ekranında milyonlara göstermek değil. Ağlamak, her türlü puştluğa rağmen sınır boylarında 20 yaşında dünyaya veda etmektir. Ağlamak kendi ülkende ikinci sınıf vatandaş muamelesi görmektir. Ağlamak müdahale edememek, boyun eğmek zorunda kalmaktır. Ağlamak çoğu zaman insanidir, ama çoğu zaman. Her zaman değil! Ağlamak içe dönüştür. Sessiz çığlıktır. Daha yirmi yaşına bile basmamış bir çocuğun sokakta sıkıştırılıp tekmelerle, sopalarla dövülmesi karşısında kılı bile kıpırdamayanların, dünyanın herhangi bir yerinde her gün binlercesi işlenen cinayetlere gözyaşı dökmesi siyaset bile değildir. Elbette ünlü İngiliz yazar Jane Austen’in karşılık bulamadığı ilk aşkı Tom Lefroy’a yazdığı mektuplara düşen gözyaşı damlaları da ağlamaktır, ama bu ağlama kendine ağlamadır, tribünlere değil. Duyguların patlak verdiği sınır noktalarında insanların ağlamaları kapı arkalarına saklanmıştır ve mendil bile kullanılmaz. Ağlamak soylu bir iştir ve zordur. Televizyon ekranları bunu kaldırmaz.

Mümtaz İdil

Odatv.com

27 Ağu 2013 - 00:00 - Siyaset


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gaziantep Haberler Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gaziantep Haberler hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Gaziantep Haberler editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gaziantep Haberler değil haberi geçen ajanstır.

01

m t - Sayın idil soruşturma iznini ilçenin mülki amiri yani kaymakam verir. Konuyla alakalı olarak da muhatabın Tepebaşı kaymakamı olması gerekir. Valilik soruşturma izni vermedi demek yanlış bilgilendirme olur. Saygılarımla, bilgilerinize...

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 27 Ağustos 00:00

tiktok takipçi satın al