Her seferinde bu haberleri dinlemeyeceğim diyorum ama olmuyor. Kendimi kanal kanal kahvaltı haberlerini zaplarken buluyorum. Bir öfke, bir öfke bende, sorma gitsin. Günümün içine ediyorlar her seferinde. İlk ağızda gözüme çarpan başlıkları şöyle bir düşüreyim dedim ben de ama içlerinde beni çokça güldürenler de olmadı değil..
Mesela HES olaylarında adı anılan Leyla kardeşimizin düştüğü durum. Bu nasıl bir aymazlık, bu nasıl bir anlayış, bu nasıl bir cehalettir Allah aşkına. Hele savunmaları nasıl da komik. Leyla kardeşimizin kolluk kuvvetlerini nasıl talan ettiği konusu cidden çok komik. 18 yaşındaki bir genç kızın,
“heytt ulen, savulun, ben geliyorum, alayınıza gününüzü göstereceğim” şeklinde konumlandırılması ve 9 yıl ile ceza istemi gerçekten de bir trajedi aslında. Hiç kimse de kalkıp,
“.iktirin gidin len, bu ne komik bir durum, bütün bunları bu kızcağız tek başına mı yaptı, bu arada siz ne yaptınız ya da ne yaptınız da bu kızcağız dediğiniz gibi bir anda aslan yavrusu kesildi” diyemiyor, iyi mi?
Bir başka haber ise, gönderilen yardımlarla Somali’yi bile böldüğümüz. Ne biçim bir millet olduk böyle. üne bakar mısınız Allah aşkına.. Bölücülük. Ne istediniz yav elin garip Somalilerinden? Sizce de komik değil mi bu haber? Ben epeyce güldüm de…
Gelelim asıl beni iğneleyen habere. En çok da bu dikkatimi çekti. Belki de artık ekonomik ya da siyaset odaklı haberleri samimi bulmadığım için. Bazılarına da alıştık artık. Akşam istihare rüyasına yatar gibi yatıyorlar, 3 saat uyuyorlar, sonra da kalkıp gördükleri rüya doğrultusunda hemen bir kanun çıkarıyorlar. Bu kadar süratle kanunların çıktığı, insanların her sabah yeni bir kanun düzenlemesine uyandıkları başka bir memleket var mı acaba?
Evet, dikkatime düşen bir diğer haber de yılın dindarını, ahlaklısını seçmek ile ilgili olanıydı. Yılın annesi, yılın öğretmeni, yılın iş adamı gibi.
Etik boyutunu bir şekilde anlayabiliyorum da bunu nasıl tespit edecekler onu anlamıyorum. En çok duyarlı olan insan kimdir bu memleket üzerinde, ya da en etik insan derken hangi kıstasları konu alacaksınız? Ahlaklı derken kimdir onlar ya da ahlaksızlık deyince nelerden bahsetmiş oluyoruz. Her açıdan mercek altına alınabilecek bir durumdur bu.
Bundan daha komik olanı ise “YILIN DİNDARI”. Böyle bir seçicilik, böyle bir tanımlama görmedim ben daha önce, duymadım da. Hangi boyutta inandığımı, neye, nasıl inandığımı dünyaya gösterebilmek adına çabalayacağım yani, bu mudur din adına inanılan gerçek, bu mudur dinin geldiği nokta. İyi namaz kılan, iyi oruç tutan, hacca giden ya da ne bileyim zekatını tam verenler arasından mı seçeceksiniz yoksa dinin insanlara yüklediği etik formdan mı feyiz alacaksınız bu seçimi yaparken? Acaba üzerimizde birer chip mi var da bu yönde attığımız adımlar izlenecek? Anlamadım ben bu işi. Bir anlayan anlatsın lütfen.”iyi dindar” nasıl olunacak, insanların dini görevlerini yerine getirdiğini nasıl anlayacağız, evlere giden görevliler mi atayacağız yoksa?
“dindar” derken olayın insanlık boyutuna bakıyorsanız bunu din ile özdeştirmemeliyiz, öyle değil mi? etik anlayışı güçlü, insani sorunlara duyarlı biri dindar olmayabilir de ya da başka bir dinden de olabilir. Biz mozaik bir ülkenin çocuklarıyız, her dilden, her dinden, her tür inançtan insan barınmakta içimizde.
Bu konu ile ilgili daha önce de bir çalışmam olmuştu ki orada da dediğim gibi, “dindar” derken din ayrımı gözetmiyorsanız bile hoş değil bu ama “dindar” tanımlamasının altını İslami bir inançla doldurulduğunu biliyoruz biz. O zaman hele hele bu inançta olmayanları dinsizlikle mi suçlayacağız, anlamadım gitti hani…
Ben diyeceklerimi şöyle bir toparlayıp dedim, yorumu artık siz okuyuculara bırakıyorum. Durum gün gibi açık, fazla söze ne hacet.
Son bir hamle yapayım ve sesleneyim...
"Bildiğim kadar unuttuğum yok benim, ya beni de seçin ya da seçici kurula beni de alın"
Sevgi Dündar/20şubar2012
|