Yitik Şehir "Gaziantep"

FULYA MISIRLIGİL

Yitik Şehir "Gaziantep"

Gaziantep, sanayisi ve ticareti belli ölçülerde gelişmiş ancak eğitim, sosyal hayat ve iletişim yönünden ciddi sorunlar yaşayan, kurumsallaşamayan hatta kurumsallaşmak istemeyen yüksek sayıda şirketleri barındıran vizyonu dar bir şehir maalesef.

Bunu özellikle eğitime olan ve kişisel gelişime olan yaklaşımlarından anlamak oldukça kolay.
Eleştiriye kesinlikle açık değil.

Değişimden korkan ve kalıplaşmış düşünce ve körelmiş sistemlerden kafasını kaldırmaktan uzak duran, zaman zaman anlamsız, çoğunlukla yıkıcı bir yaklaşıma sahip.

Sabit bakış açısı farklı fikirleri konuşmayı ve tartışmayı mümkün kılmıyor.
Açık hava hapishanesi gibi insanlar, görünmeyen zincirlerle birbirlerine bağlı, inanmadıkları hayatları yaşıyorlar.


Bireysel gelişimlerinde geri kalmalarının en büyük nedenlerinden biri, kendi hayatlarından çok başkalarının hayatları üzerinde bir ilgiye sahip olmaları ve başkalarının kendi hayatları üzerindeki söylemlerine inanılmaz boyutta öncelik veriyor olmalarıdır.


Kıyaslama oranı çok yüksek.


Ama yeni bir adım atma cesareti, kıyaslanan şeye burun kıvıranlar için neredeyse imkansız.
Başkalarının yaptığını taklit etmenin yüksek eğilimi, özgün olma cesaretini gösterememekten geliyor.

Dedikodu ciddi bir sorun


Öyle ki, yeni şeyler üretmek yerine kısır sohbetlerde başka insanların hayatları yatırılıyor masaya.


Çalışma hayatında yer alan kadın sayısı çok az. Özellikle üst düzey yönetici olarak çalışan kadın neredeyse hiç yok.


Çalışma hayatında yer almayan kadınların çocuk eğitimi, ev ekonomisi ve kişisel gelişimleri konusunda da ciddi eksiklikleri ve bu eksikliklerini tamamlamaları gerektiği konusunda da bir eksiklik olduğunu görmeyen tüketim odaklı bir bakış açıları var.


Başarılı ve özgün işler yapmak konusundaki en büyük sorunların başında, işi bilene değil referansı güçlü olana iş veriliyor olması geliyor. Referans gücünü ise iki taraf arasındaki arkadaşlık sohbeti belirliyor. 

Ya da kişinin nüfusu devreye giriyor.


Yani kişinin yetenek ve kapasitesine göre bir iş hacmi oluşmuyor şehrimizde.


Dolayısıyla kalifiye iş gücü barınamıyor. Barınsa bile kalıcı olmuyor.


Çünkü bu kalifiye iş gücünü tatmin edecek kurumsallıkta sistemi olan bir çalışma düzeni yok.


Sürekli belirli insanların çevresinde dönüyor ve bu döngüyü kişisel çıkarları için kırmayan körler sağırlar olayını yaşıyor şehir. 

Kral çıplak, patron hatalı, müdürüm yetersiz, başkan vasat demeye kimsenin dili varmıyor.


Ama yüze gelmeyen bu ifadeler, sıklıkla kişinin olmadığı meclislerde beyan ediliyor. İnsanlar hayır demeyi bilmiyor ancak sonrasında da yaşadığı tüm baskıları hem iş hem özel hayatında ciddi bir sorun olarak yansıtıyor.


Her şeyi ben bilirim havası, öğrenime ve gelişime açık olma ihtimalini yok ediyor, yeni yaklaşımlara fırsat vermiyor. 

Öğrenilmiş çaresizlik modunda insanların, düzenin değişebileceğine olan inançları neredeyse hiç yok.


Aktivist yazar Ninotchka Rosca tarafından kullanılan. "Ben sahip değilsem, sen de olamazsın.", "Ben başaramıyorsam, sen de başaramazsın." anlayışı olan Yengeç sepeti sendromu inanılmaz yaygın.


Yani insanlar birbirlerinin mutluluğundan çok mutsuzluğuna neden oluyor.


Cesareti yok ediyor, girişimciliği baltalıyor.

Ego fazlalığı insanların özellikle iş verenlerin ve şehirde söz hakkı olan dernek mensuplarının gözünü kör etmiş durumda. Kontrol tutkusu, güvensizlik ve dar bakış açısı çalışma ortamının kalitesini ve çalışan kitlenin performansını düşürüyor. Profesyonel bir çalışma kültürü geliştiremiyor.


Kendilerini bir lütuf gibi gören bakış açılarıyla, hizmet satın aldıkları uzmanların ya da personellerin haklarına saygı göstermekte zorlanıyorlar.

Değer sorunu yaşıyor Gaziantep...

İnsanlar gittikçe ıssızlaşıyor.


Günü kurtarmaktan öteye gidilemiyor.

Bu samimiyetsizliğin ortasında can çekişen insanların çoğu bunalıma giriyor.


Çünkü gerçekten ve samimiyetten uzak bu yaklaşım insanı boğuyor, ıssızlaştırıyor. Birbirlerine güven sorunu yaşıyor insanlar. İstanbul psikolojik danışma merkezleri Gaziantep'ten gelen insanlarla dolu.

Sahte gülüşlerin ve mutlu aile pozlarının ardında çoğunlukla bir tiyatro var.


Elalem baskısı diye görünmeyen bir canavar var şehirde.


Herkesin şikayet ettiği ancak çoğunun da yine bu düzene göre yaşadığı ve aykırı durmak bir yana içinde olmak için çabaladığı bir düzen.

Vitrin bir şehir gibi göstermelik Gaziantep. Bireysel rekabet, kurumsal rekabetin çok önünde.

Kıskançlık ve üstün gelme arzusu çok fazla. Gösteriş merakı, insanları gerçekten inanılmaz noktalara kadar götürebiliyor.


Düğünlere, partilere, giyime, mücevhere, geziye, faaliyete sınırsız harcama yapan kitle, personelinin bir günlük yemek ya da sigortası ile kâr etmeye çalışıyor, eğitimi yeterince önemsemiyor ve dikkat etmiyor. Sömürgeci bir kitle var şehirde.

Her hakkıyla şehri kendilerinin sanan garip tavırlı, "Biz yerlisiyiz ve bu ailesindeniz." diye ortada gezinen bir kitle.
Soyadı takıntısı var.

Eğitimli olmak, tarafsız iş yapmak ve profesyonellik bir değer taşımıyor.


Kontrol edemediklerini kabul edemiyor ve barındırmıyor bünyesinde. Mensubu olduğu topluluktaki kadına ya da adama gösterdiği nezaketi ve saygıyı çalışanına göstermiyor.

Eğitim hayatı ise notları balon misali şişirilmiş, anne baba ilgisizliğinde kaybolan, bakıcı ile büyüyen, mutsuz, tatminsiz ve gayesi olmayan, olsa bile istikrarlı duramayan çocuklarla, gençlerle dolu.


İnanılmaz yüksek okul fiyatlarının olduğu ancak buna karşılık başarının düşük olduğu, özel okullar ve bu okullardan ve eğitimcilerinden okulun sahiplerine kadar şikayet etse de, yine aynı okuldan kötünün iyisi ve şu ailenin çocuğu oraya gidiyor bizimki de oraya gitmeli düşüncesiyle hizmet alan aileler var.


Türkiye sıralamasına bakıldığı zaman sonuç belli ama Gaziantep öyle demiyor! Diğer her şey gibi...
Sorun yok!

Ne demişti İbn-i Sina; "Hiç kimse görmek istemeyen kadar kör değildir..." Bir Gaziantepli ve uzun yıllardır bu şehirde danışmanlık ve koçluk gibi zor bir mesleği yapan birisi olarak bunları yazmaktan büyük üzüntü duyuyorum.

Ancak bu gerçekleri görmezden gelerek bir yere varamayacağımız kesin.

En azından bireysel olarak üzerimize düşen vazifeyi yerine getirip hatayı önce tespit etmek, sonra bunu dile getirecek cesareti göstermek ve sorunla birlikte çözüm yolları da geliştirmeyi öğrenmek zorundayız. Mesleğinde başarılı ancak bu bahsettiğim sorunlar nedeniyle şehirden ayrılmak zorunda kalan bir çok Gaziantepli duyuyoruz.

Ve duymaya da devam edeceğiz.

Bu kayıp hepimizin. Ve bu hata da. Elinizden hiçbir şey gelmiyorsa bile en azından önce kendinize, sonra da mensubu olduğunuz topluluğa dürüstçe ifade edin düşüncelerinizi.

Bu bile büyük bir fark yaratacaktır zaten. Müsade etmemek ve mücadele etme gücünü kendinizde bulmanız dileğiyle.

17.08.2020 (FULYA MISIRLIGİL)

Yorumlar (10)

Yorum Yaz
Fulya hn. Yazınızı üzülerek okudum. Gaziantep'te yaşayan, çalışma hayatının orta yerinde bulunan bir kadınım. Yazınızı , çalakalem , sığ ve dar bakış açısı ile yazılmış buldum. Bir şehir için yapılmış gözlem ve analizlerden ziyade küçük bir topluluk ve grup analizi yapmışsınız kanımca. Sizin yaptığınız gibi, körlemesine ve dar bir bakışla Gaziantep'te olan sorunları yadsıyacak ve tozpembe kelimeler edecek değilim elbette. Ama şehrin bölgesel konumu, taşıdığı yük ve özellikle son yıllardaki,siyasi, ekonomik ve çoğrafi şartlarını da gözlem ve analizinize dahil edebilseydiniz. O zaman, yıllardır bu şehirde emek veren, mücadele eden Mali Müşavir bir kadın olarak ben ve alanında başarı sağlamış,okuyan,çalışan,sorgulayan diğer hemcinslerime bu zorlu yolculukta belki bir katkınız olurdu. :( İyi günler dilerim.
ergül balaban24 Ağu 2020 11:52:18
o kadar güzel tespit ve ifade etmişsinizki kutlarım bnde gaziantebin yerli ailelerinden birinin mensubu olarakşu anda malesefki şehrimin dışında yaşıyorum ne yazıkki huzur bulmadığım şehrimden ayrılmak durumunda kaldım bahsettiğiniz herşeye canı gönülden katılıyorummalesef beyin olarak geriye saymaya devam ediyor Gaziantep li eski günlerini arar hale gelmiş durumda gittikçede kötüye gidiyorkaygı şehircilik ve sanayii diil tabiki.beyinlerin gittikçe yozlaşması toplumun huzuru
mine sucular21 Ağu 2020 12:10:27
Kadının yazısı öyle aham Şaham değil biraz yüzeysel kalmış çünkü akademik bir araştırmaya veya bilimsel bir dayanağa dayanmıyor yani öznel ama yüzde yüz haklı çünkü ben de böyle düşünüyorum. Antep inanılmaz bir potansiyeli muhafazakarlık, din sabit fikirlilik ve görgüsüzlük yüzünden boşa harcıyor. Potansiyel dediğim de "para". Daha doğrusu bu paranın harcanma biçimi. Bu para safi görgüsüzlüğe harcanıyor. Antep'in bir ruhu bir imajı yoktur. Antep 100 yıllık imajını ısıtıp önümüze koymaktan başka bir şey yapmıyor. Sanayi şehri imiş hıh. Sanayi şehri olmak sana en fazla ekonomik katkı sağlar. Sanayi şehri olmak ile övünmek ben memleketin en büyük fabrikasıyım başka da bir özelliğim yok demektir. Ve düzelmez maalesef, çünkü burada doğup büyüyenler farklı vizyonları olan şehirler görünce geri gelmek istemiyor. Maraşlı ayrıca sen de tam kadının anlattığı tipsin sana ne söylenirse söylensin yine kendi bildiğini okuyacak olan kendi doğrusuna inanacak olan sabit fikirli adamsın.
Hazerfan18 Ağu 2020 11:45:13
Neresinden tutsan elinde kalan bir şehir Gaziantep.
Gürkan Şarman18 Ağu 2020 11:44:52
Kişinin nüfusu değil nüfu(z)u olmalı.
Onur Karabay18 Ağu 2020 11:26:09
Gazeteci oldunuzmu kendinizi bisey zannediyorsunuz. Her konuda kendinizi profosyonel zannediyorsunuz. Artik insanlari sizin istediginiiz gibi dusunmeye, sizin istediginiz gibi yonlediremediginiz icin zorunuza gidiyor olmali. Sizin isiniz gazetecilik. Bu tespitleri yapmak sizin isiniz degil size sira gelene kadar bir sürü kurum var G.antep halkinin durumunun nereye gittigine dair tespit yapacak . Ama iste medya farki ben burdan yazim kimi kendi dusunceme dahil edersem benim icin kar dusuncesindesiniz .eskisi gibi degil at yalani cik aradan herkes biribirine dussun devri bitti. Kendini akllica yazmis gibi hisseden cahilce bi yazi. Her insan once kendinden baslamali duzeltmeye.
Marasli18 Ağu 2020 11:12:17
Malesef öyle noktasına virgülüne kadar. Ben de bir kaç bir şey yazmak istiyorum 1- Antepli değilseniz ya da yabancı olduğunuz anlaşılırsa acaip bir şekilde kendilirini üstün görme isteği var. 2- Mangal kültürü var lanet gelsin her hafta her gün her yerde mangal yakılır mı? Hastası olan var mı; durumu olmayan var mı; insanların nefsi çeker mi hiç düşünce diye bir şey yok. Nefret ediyorum yemek yerken kendilerini kaybediyorlar. 3- Sağır insan çok memlekette. Nerden bu kanıya vardın derseniz arabada son ses müzik dinleyenlerin kulakta işitme problemi var kesinlikle. 4-Trafikte geceli gündüzlü yazlı kışlı uzun far ve sis lambaları yanıyor. Antepin havasında kar mı var tipi mi var boran mı var ne var da o lambalar yanıyor. 5- Son olarak emlakçıları var Allah onları kuru ekmeğe muhtaç etsin.
duygularımın dili olmuşsun hanımefendi18 Ağu 2020 10:05:01
TESPİTLERİNİZ ÇOK DOĞRU. YALNIZ ANTEP HAKKINDA UNUTULAN BİR ŞEY KALMIŞ O DA ANTEPLİLERİN MANGAL KEYFİ
HAKAN ÇAM18 Ağu 2020 09:54:49
Elinize sağlık. Çok üzücü ama Gaziantep'de durum böyle maalesef.
Ali ihsan Türkyiğit18 Ağu 2020 09:45:17
Fulya hanım Yazunızı okudum ne yazık ki bu yazının ön yargılı yazıldığı ve tam anlamı ile araştırma yapılmayarak yazıldığı kanaatindeyim.Gaziantep sanayisi şu an türkiyenin lokomotifi bir şehirdir.Enleri barındıran başarı hikayeleri ile dolu bir şehirdir.Kadın girişimci olarak elif çoban en başta bir örnektir.belgesellere konu olan bir işletmenşn başındadır.En büyük çuval en büyük halı en büyük ambalaj rm büyük iplik ve ve ve Devam eder.Dünyanın ikinci büyük makarna fabrikası. Bunlar sığlıkla değil çalışma azim ve hırsla oluyor. Sonuç başarılı ise yol doğrudur. Başarı tektir ya vardır yada yoktur. Gaziantepli sanayici yanlızca kendi şehrinde değil başka şehirlerde hatta başka ülkelerde de yatırıp yapmaktadır.Buda personeline güvendiğini gösterir. Bilginize
Mustafa özdinç18 Ağu 2020 09:32:43

DİĞER YAZILAR

Bir Gaziantep Anadolu Lisesi ( GAL ) Efsanesi, "Bahri Baba"

Benim adım Antep değil, Gaziantep!

Acıtarak seveceğim seni Gaziantep...

Kim demiş?

SAHİP ÇIKMADIĞINIZ HER DEĞERE BİR GÜN BAŞKASI SAHİP ÇIKTIĞINDA, YALAYIN DİYE YARATILDI AVUÇ İÇLERİ

Sallanıyoruz...tutan yok mu?

Bir liyakatsizlik trajedisi

Ortak payda Gaziantep ve memleket sevdası ise…

Son dakika Korona