İŞTE ŞEYTAN, İŞTE TAYYİBAN...

Jan PAÇAL

İŞTE ŞEYTAN, İŞTE TAYYİBAN...

 

"Gönlün ölü, leş aramadasın; ölü yıkayanın oğlusun sen! Bedenindeki elbise bile bir ölünün kefeninden yapılmış"

Mevlâna Celaleddin Rumi


Dilim sürçmeden tüm dünya insanlarına “İllallah” dedirtenlere birkaç lafım olacak. Kim olduğunuzu ne olduğunuzu çok iyi biliyoruz. Kutsal metinlerde yeriniz açıkça belirtildiği gibi bu günlerde kendinizi de iyiden iyiye açık ettiniz. Dilinizde “Allah”, elinizde kan. Şeytanın neferlerinden başka nesiniz?


Şeytan, dünyamızın her yerinde her noktasında büyük bir ordu topladı. Topyekûn savaş günleri yakında mı?


Şeytan, en yalancılarını en soysuzlarını, en hırsızlarını iktidara getirdi. Kandırmaca büyük bir ciddiyet ve sıkı bir çalışma ile devam ediyor.


Ey insan güzel ahlak nedir bir sorgula bir düşün? Senden veya senden olmayan insanı hayvanı bitkileri katletmek midir güzel ahlak. Bu Tanrı’nın gösterdiği güzellik mi yoksa şeytanın gösterdiği midir? Bir bak, biraz düşün. Düşünmekten zarar gelmez. Korkma Allah seninle ise tıka kulağını şeytanın vesveselerine. Eğer şeytanla isen zaten soru sormazsın can almanın sevap olduğunu düşünürsün hatta inanırsın.


Sorgula, gerçeğe yaklaş ve elini pislikten beynini kalleşlikten ruhunu ateşten çıkar.


Bugün konuşanlar güç sahibi ya da iktidarlar diye her sözleri doğru mudur? Hak mıdır yaptıkları? Külahına önüne koy düşün bir daha düşün gönlünü gerçek olana aç ve içindeki ışığı gör. Nasıl kandırıldığını anla, anla ki şeytanın ordusundan sıyrıl, özgür ol.


“Kur’an’daki ”…Allah'ı bırakıp şeytanları veli edinmişlerdi. Ve gerçekten onları doğru yolda saymaktadırlar. (Araf Suresi, 30) ifadesiyle doğru yolda zannettikleri şeytanların ahlakını benimseyen insanlar, yavaş yavaş birer ‘ins şeytan’ haline gelirler. Böylece şeytanın, inançlarını tebliğ edecek binlerce ağzı, bedeni ve insanları doğru yoldan saptıracak binlerce askeri olmuş olur.”


Gözümüzün önünde değil mi her şey, tüm dünyada ve ülkemizde. İktidarlar ve onların silahlı eli kanlı maşaları. “Allah” diye diye öldürenler, “Allah” diye diye halkı soyanlar. “Allah” diye diye sizi cehennemin kapısına sürükleyenler…


“Şeytanın kumandası altındaki bu kişiler, vicdanlarının doğruyu fısıldayan sesini de duymazdan gelir, ne denli azap dolu bir sona doğru sürüklendiklerini göremez, yaşamları boyunca şeytanın hizmetkârı olurlar. Akıllarını, vicdanlarını, düşüncelerini, her şeylerini şeytan tutsak almıştır.


Miting meydanların da medyada her gün şeytan takımının soytarıları. Aklı yetmeyenleri kandırıp, düşünmek istemeyenleri saflarına katıp her gün daha da güçleniyorlar.


“Allah” dedin mi bütün sular duruyor, şeytan ve adamları her gün Allah’ın ismini zikrederek dini imandan çıkarıyorlar.


Onlar, Allah’ı ve dini kullanır, kutsal kitapları sömürür, şeytandan ve oyunlarından etkilenmeme yollarını bildikleri halde, şeytanın sözlerini dinlerler.


Bu kişiler Kuran'ı çok iyi bildikleri ve şeytanın kendilerinin apaçık düşmanı olduğunu, büyük zararlar verebileceğini bildikleri halde, ondan yeterince sakınmazlar. Sonuç olarak ortaya, bir yandan ibadetlerini yerine getiren bir yandan da davranışlarıyla şeytanın sözcülüğünü yapan kimseler çıkar. Ancak ne ilginçtir ki bu kimseler, yaptıkları hatalara kendileri şahitken, şeytandan ve kötülükten dikkatle uzak duran ve Kur’an ahlakıyla yaşayan kimseler olduklarını iddia ederler:


Gerçekten bunlar (bu şeytanlar), onları yoldan alıkoyarlar; onlar ise, kendilerinin gerçekten hidayette olduklarını sanırlar. (Zuhruf Suresi, 37)


Şeytan evliyası (A'raf, 27, 30): Şeytan evliyası daha çok korku salarak tökezletir. Bu korkuya karşılık Allah'a sığınma ve Allah sevgisi öne çıkarılmıştır. Şeytan evliyasının din-iman, cennet cehennem gibi Allah'ın tekelinde olması gereken alan ve kavramlarda korku saldıklarını unutmamalıyız. Nitekim, evliya patentli din tüccarlarının bu tür korkularla insanları yıldırıp boyun eğdirdiklerini bilmekteyiz. Onlar, birer âhiret müfettişi gibi başlarına çöktükleri kitleleri korkutup bastırmakta ve çıkış yolu olarak kendilerini göstermek suretiyle de bu kitleleri sömürüp soymaktadırlar.


Şeytanın orduları (Şuara, 95): Ordular deyimi mutlak bırakıldığına göre, şeytancılığın her türden ordusu olduğunu düşünmek zorundayız. Bunlar; kan, zulüm ve fesat orduları olabileceği gibi bilim, teknoloji, strateji casusluğu yapan gizli ordular da olabilir. Sömürgeci-emperyalist ülkelerin istihbarat örgütlerinin bir kısmı, işte bu türden ordulardır. Ve bu ordular, düzenli askerî ordulardan daha güçlü ve işlevseldir. Bazı zeminlerde, büyük imkânlarla beslenen ve dini ifsat amacına hizmet eden sivil memurlardan oluşmuş 'kültür yoluyla bozgun orduları' da vardır. Bunların sayısı, bazı coğrafyalarda, bazı ülkelerin düzenli askerî ordularından daha kabarıktır. Ve bunlar bazı zeminlerde, askerî ordulardan, bakanlıklardan daha büyük meblağlarla beslenebilmektedir.


Hizbuşşeytan yani şeytanın özel ekibi (Mücâdile, 19): Hizbuşşeytan, şeytanın, din içinde iş gören ekibi olup Kur'an'dan uzaklaştırma, Kur'an'ı unutturma görevini yüklediği özel timdir. Bu tim, şeytan tarafından iyice sarılıp kucaklanan bir ekip olarak tanıtılır. (Zühruf, 36; Mücâdile, 19) Bu da bize, Kur'an'dan uzaklaştırma ve Kur'an'ı unutturma işinin şeytancılıkta çok özel ve önemli bir yer tuttuğunu gösterir.


“Şeytanın en büyük hedefi, insanları Allah'ın yolundan saptırmak ve cehenneme sürüklemektir. İnsanların en büyük düşmanı olan şeytan, onları olmadık kuruntularla meşgul ederek, akıllarını karıştırmaya ve sağlıklı düşünmelerini engellemeye çalışır. Bunu yaparken de kendi dostları, kardeşlerinden ve itaatli askerlerinden oluşmuş organize ordusunu kullanır.”


İşte gerçek önünüzde ülkemizde adı yeni kondu; “Tayyiban”


5.08.2013 (Jan PAÇAL)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR

Anti Paralel Tanrı

OLMAK YA DA VAROLMAK

Ey Çapulcunun Evladı

GELDİ Mİ?

HERKES

Bu yanlışın içindesin

Vicdansız suretler...

2 CİNS, 1 SAVAŞ

Gördüğün Gerçek Değil