Ah Şu Benim Tuhaf Akyollularım ( ALİ İHSAN ABİNİN MÜEZZİNLİĞİ )

Fevzi Günenç

Ah Şu Benim Tuhaf Akyollularım ( ALİ İHSAN ABİNİN MÜEZZİNLİĞİ )

“Yenebildiniz mi Uşaklar Şaraküstü’yü; ha,

Yenebildiniz mi?”

Çocukluğumda ezan Türkçe okunurdu. Mahallenin sesi güzel olan gençleri gönüllü olarak, hiçbir karşılık beklemeksizin müezzinlik yaparlardı.

Bunların başında Ali İhsan abimiz gelirdi.

O da öbür gönüllü müezzinlik yapan arkadaşları gibi mahallemizin tahtadan yapılmış iki-üç metre yüksekliğindeki minaresine çıkar, ibaret etmek isteyenleri namaza çağırırdı.

“Tanrı uludur Tanrı uludur

Tanrı’dan başka tapacak yoktur!

Haydi namaza, haydin kurtuluşa…”

Futbol oyunu kentimizde de yaygınlaşmaya başladığı zaman, artık mahalleler arası taşlaşma oyunları ömrünü doldurmuştu.

Her mahallede bir futbol takımı vardı artık. Akyol Gençlik, Şehreküstüspor, Mekikspor, Çınarlıspor, Kalespor, Kurukafa Spor…

Gençlerden oluşan futbolcuların yanı sıra, çocuklar da kendi aralarında takım kurarlardı.

Bizim mahallenin Akyol Gençlikspor takımı kentte parmakla gösterilirdi. Biz çocuklar da ağabeylerimize layık oyuncular olabilmek için çırpınır dururduk.

Kentin bizden sonra en iyi takımı Şehreküstüspordu.

Bu takımın Talat adında bir oyuncusu vardı ki, topu ayağına geçirdi mi, bütün futbolcuları kıvırıp geçer, gol atmadan geri dönmezdi.

“Top Talat’ta” dendi mi tüylerimiz diken diken olurdu. Onun gol atmasını önlemek için her oyuncuyu bir kişi marke ettiği halde, bu oyuncuyu üç, dört hatta beş kişi birden marke ederdi.

O gün eski taşlaşma alanımız olan Zerdalılık’ta yapılan karşılaşmada, ağabeylerimiz Şehreküstü gençleriyle berabere kalmayı güç bela başarmıştı.

Şimdi sıra bizdeydi. Biz ufaklıkarın da Şehreküstü çocuklarına yenilmememiz gerekiyordu.

Bene takımımızın hem kaptanı hem de kalecisiydim. Arkadaşlarımın hepsi yalvaran gözlerle bakıyorlardı bana.

“Aman kaptan diyorlardı bakışlarıyla sanki. Sakın gol yiyip bizi rezil etme.”

Gol yememek benim elimde miydi sanki?

Maş başladı. Şehreküstülüler bizim çocuklara kök söktürdü.

Gerçi hiç gol yemedik ama galip gelmeyi de çok istiyor olmamıza rağmen durum maçın bitmesine birkaç dakika kalasıya kadar sıfır-sıfırdı.

Her maçta en az iki üç gol atmayı başaran Yamalık Halil arkadaşımız bile bu kez bir tek gol bile atamamıştı.

Takımımızın gölcü oyuncuları istenilen sayıyı elde edemediğinden kendimi yiyip duruyordum.

Bir ara kaleme zorlu bir şut geldi.

Top o kadar hızlıydı ki, yakaladığım halde topla birlikte beni de yere yıkmıştı.

Çok sinirlenmiştim. Siz misiniz bunu yapan? Görürsünüz şimdi gününüzü diyerek topa hızla vurup en ilerideki arkadaşlarıma ulaştırma çabalarımdan vazgeçtim.

Onu ayağım alıp, kedinin fareyle oynadığı gibi oynamaya rakip kaleye doğru yavaş yavaş ilerlemeye başladım.

Benim bu davranışım rakip takımın oyuncuları kadar bizim arkadaşları da şaşırtmıştı.

“Ne yapmaya çalışıyor bu kaleci?” mırıltıları arasında önüme gelen her rakip oyuncuyu kıvırıp biraz daha ileri geçiyordum.

Sonunda amacıma ulaştım. Şehreküstülü hiçbir oyuncuya topu kaptırmadan kendimi onların kalesinin önünde buldum.

Öyle şiddetli bir şut çektim ki, topu yakalayabildiği halde topla birlikte kalecileri de kendini filelerde buldu.

Bizimkilerin sevincini görecektiniz. Arkadaşlar beni omuzlarına aldılar. Mahalleye doğru sevinç çığlıkları atarak ilerledik.

“Ya ya yaa, şa şa şa

Akyol Çocuk çok yaşa!”

Tahta minareli caminin önüne geldiğimizde Ali İhsan abi minarede ikindi ezanını okumaktaydı.

“Tanrı uludur, Tanrı uludur!...”

Bizim sevinç çığlıkları atarak yaklaştığımızı görünce ezan okumayı unuttu. Ezanı okuduğu aynı makamla bize seslendi.

 “Yenebildiniz mi uşaklar Şaraküstü’yü; ha, yenebildiniz miii?..”

Bizim çocuklar hep birlikte bağırarak karşılık verdiler:

“Yendik Ali İhsan abi yendik!”

Ağzı kulaklarındaydı müezzin abimizin. Ezan okumakta olduğunu anımsayıp kaldığı yerden devam etti.

“Tanrıdan başka yoktur Tapacaaak…

Şaraküstü’yü yenmiş bizim uşaklaaar!..”

 

 

 

 

 

27.03.2019 (Fevzi Günenç)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR