EY GENELKURMAY BAŞKANIM, EY KUVVET KOMUTANLARIM İÇİNİZ RAHAT OLSUN, ARTIK ŞEHİT VERMEYECEKSİNİZ, BAŞBAKAN GÖZ GÖRE GÖRE KENDİ ORDUSUNU DA KURUYOR, SİZE DE ONUN DEYİMİYLE ARTIK “YAN GELİP YATMAK” KALIYOR! NEYSEKİ SİZLERİ 30 AĞUSTOS, 29 EKİM “RESMİ GEÇİT” TÖRENLERİNDE GÖRÜP ÖZLEM GİDERECEĞİZ!
********
Yeni Ordu Komutanı Başbakan Erdoğan, halk artık şehit törenlerinde galeyana gelmeyecek mi ne demiş yeni ordusu babında! Şu iktidarda bu canı merak öldürtecek vesselam; Erdoğan’ın beş yüz bin mi ne kişilik ordusunun yiğitleri anasızlar, babasızlar, bacısızlar, avratsızlar, dedesizler, ninesizler arasından mı seçilecek? PKK’nın en kalleşçe tuzağından canlarından olanlar, Erdoğan’ın neredeyse “Kişiye özel” ordusunun imamının işleminin ardından, gazeteci, televizyoncu ve yurttaş kalabalığı olmadan mezara konuverecek! Ağlayan yok! Feryat edip saçlarını gelep gelep yolan analar, bacılar, avratlar yok! Ne olduğunu bilemeyen bebeler yok! Şehitler ölmez vatan bölünmez haykırışları yok ay yıldızlı bayraklı! Başbakanımızın elhamdülillah çoktandır müthiş donanımlı polis ordusu vardı! Ek olarak dağlardaki müstakbel ordusu diyelim ki kentlerde gösteriler falan oluyor, bunlar kentlere kaydırılırsa n’olacak, bir de “tekbiiiiir” nidaları ya da bağımsız Türkiye.. Kahrolsun Amerika haykırışları canı yürekten.. Bunları kim eğitecek, Amerika’dan gerillacılar mı ithal edilecek? “Mütemmim malumat” daha ileride!
EY SAYIN OKURLARIM BAĞIŞLAYIN E Mİ?
Yahu dedim kendi kendime, şu yalan dünyadan göçüp gideceğim 60 yıllık gazetecilik yaşamımda bilerek asla yalan yazmadım, yanlışımı o da parmakla sayılacak kadar az, özürlerle hemen düzelttim, ister inanın ister inanmayın Göktanrı tanığımdır vesselam!
YALANIN TADI NEYMİŞ?
Evet, ulan dedim kendi kendime zaar yalan yazmanın bir tadı var ki kimileri harıl harıl yalan yazıyor, ıslaklı kurulu falan, neymiş bu tat, yemini billah ilk yalan haberimi sizlerden bin kere özür dileyerek açıklıyorum! Yukarıdaki “resim altı”nı vallahi de billahi de bilerek yalan olarak (!) bendeniz yazdı! Fotoğraf, Ankaralı şehit onbaşı (bunu da uydurdum) Ali Yurtsever’in değil, SULTAN II. ABDÜLHAMİD’İN TORUNU OSMAN NAMİ OSMANOĞLU’NUN TABUDUNU TAŞIYAN BAŞBAKAN RECEP TAYYİP ERDOĞAN VE İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY’I GÖSTERMEKTEDİR! Siz de en baştan bunun yalan olduğunu anlamışınızdır biliyorum.. Bunca şehit verdik erinden albayına kadar böyle bir cemaat, böyle bir fotoğraf gördünüz mü ey millet? Yalan, acı verdi!..
REDDEDİLMEYE DOYAMAYAN BİR ER KİŞİ!
Güzelim Antalya’mızdaki trafik rezilliğini, çözümsüzlüğünü bıkmadan, usanmadan yazdığım her gazetede, dergide dile getirmemi durdurmak isteyen (ve sonunda buradan giden) eski Emniyet Müdürü Feyzullah Arslan 20 Milyar lira istemli bir dava açmıştı! Bizi tastamam Antalyalı yapan can dostumuz avukat Güray Arın’ın o tarifsiz güzel yüreği kontrol için gittiği Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’nin acilinde duruverince yakını avukat Bahar Pepe Cengiz yükümlendi savunmamı. Antalya 7. Hukuk Mahkemesi sayın yargıcı Nursel Teke yedi ay süren duruşma sonunda istemi reddetti. Arslan, Yargıtay’a başvurdu. Yargıtay da reddetti. Geçenlerde avukatım sayılan Ali Cengiz telefon etti, dava kapanmış! Kapanmamış mıydı deyince anlattı. Arslan bu retlere doyamamış ki bir hakkını daha kullanmış oradan da ret kararı çıkınca dava tastamam “bitmiş”. Kendilerini bu kadar redde boğduğum için üzgünüm, davayı AİHM’e de götürmeli “diye düşünüyorum” vesselam! Yahu dedim kendi kendime, meğer ne kadar haklıymışım, şu istem retlerine bakınız! Güray Arın can dostumuzu rahmetle anarken Pepe’lere buradan da teşekkürler..
EY ADALET! EY HUKUK! EY VİCDAN! EY HAKLILIK TÜRKİYE’YE KÜSTÜN MÜ?
Ergenekon şeyiyle Silivri çağdaş zindanında aylardır, yıllardır sanki “lüzumuna binaen” zorunlu yatırılan insanlar için, adalete/ hukuka/ yargıya/ hatta yargılamaya gölge düşüren olaylar ne zaman duracak bir bilen var mı? Ey hukukun üstünlüğünden/ demokrasinin yüceliğinden/ ey hak ve hukuktan dem vuranlar nerelerdesiniz, demokratik kitle örgütleri, aydınlıkçı sendikalar bu konularda “susma hakkı”nı mı kullanıyorsunuz, kendinize bunu/ bu pısmayı/ bana dokunmayan yılan bin yaşasın’ı mı yakıştırdınız? Türk Silahlı Kuvvetleri’nin her dalından, erinden paşasına kadar Silivri zindanında olanlara, 1926 tevellütlü ve Askeri Okul’da bir yıl resim öğretmeni ve zamanla ordudan yaş haddi nedeniyle ayrılan Yedek subay Teğmen Fikret Otyam sahip çıkıyor ve suskunluğa karşı duruyorsa varın gerisini düşünün! Ne oldu haksızlık karşısında aslanlar gibi kükreyen halkımıza, neler olduruldu da, sanki bu ülkede hiçbir şeyler olmamış gibi nefes alıyorlar ey göktanrım? Cumhuriyet Gazetesi’nin birinci sayfasında sabah sabah Mustafa Balbay’ın kocaman fotoğrafını görünce içim bihoş oldu, meğer içeri atılalı 500 gün olmuş, o ilk şeyden sonra buna sevindimse suç bu canda mı?
SİZLER!
Siz Aydınlıkçılar.. Siz Ulusalcılar.. Siz niceleri gibi asker sivil, adalet zulmünün simgeleri, sizlere yürekten bir niyazım var,önce sağlığınıza sahip çıkın… Gıdım gıdım ölüme karşı çıkın. Bunun direnci damarlarınızdaki asil kanda mevcuttur....
SON DAKİKA !
Ey Kürt Açılımı uğruna (!) en son bir Üsteğmen altı er kurban kardeşlerim, sizler işin aslını öğrenmeden bu canım topraklara şehit olarak karıştınız, tüm ailelerin acısına katılıyorum… Nedenini çok yazdım bir kez daha yazayım, şehit düşürücülerin istekleri, İmralı’da Silivri’dekilerden çok rahat Apo’nun adam yerine kondurulup barış masasına oturtmak! Bu utancı/rezilliği kabul eden olur mu? İlla barış.. İlla barış.. Bin kere barış! Ama şehit vererek “pazarlık usulü” asla!
Antalya, Geyikbayırı Köyü, 21 Temmuz 2010 |