Mereti telaffuz da edemiyorum barbekü müdür, berbekü müdür nedir?
Böyle içi boş, beleş, yaldızlı lafları bir türlü sevemedim gitti…
Bu bizim kırk yıllık mangalın cavurcası olan barbekünün bir de partisi varmış…
Ben kenar mahallede büyüdüm. Bildiğim tek parti, babamın oy verdiği parti idi onun da iktidar olduğunu göremeden öleceğimi düşünmeye başladım…
Beynimin bir lobu ile barbeküyü, diğer lobu ile partisini düşünmeye başladım.
Baktım bu konuda engin bir cehaletim var onu da itiraf edeyim dedim.
Yani bende saplantı oldu bu barbekü işi?
Niye mi?
Hemen anlatayım?
Gazeteye gelen tüm e-postalar, hatta teknoloji primitiflerinin gönderdikleri faksların hepsini tek tek okurum.
Geçen hafta The Anatolian (bunu da yazarken zorlanıyorum) yani Anadolu Otel’den gelen faksı okuyunca, “dinime imanıma hizmet sektörü sonunda inovasyon yaptı” dedim.
Şimdi cancağızım, bu adını yazmaya zorlandığım otel, yeni bir genel müdür transfer etmiş.
Bonservis bedeli, transfer ücreti falan bir yana, adam, ayağının çamuru ile biz karnı aç, neydi o berbekü yani dinine yandığım cavur mangalı görmemiş, gariban gecekondu çocuklarına, “Uleyn ben göreve başladım. Aslan gibi genel müdürlük yapmaya geldim. Basınımızın güzide mensupları. Pazar günü sokakta ve soğukta it gibi gezip titreyeceğinize, gelin bağ evinde barbekü partisi” yapalım diye faks emri geçmiş…
Ben avare ile haber merkezindeki avenelerim oylarımızı bu partiye vermeyi düşünmediğimiz için, Pazar günü gözümüzü öfeleye öfeleye, aç karnına gazeteye gelerek işimizin başına geçtik…
Dün gazetelerde bu barbekü partisinin haberlerini okudum.
İki tane de “Turkiş kebap güzel, raki güzel, Turkey çok güzel” diyebilen İtalyan turistin de meğer kebabı ne çok sevdiklerini de bu haberler sayesinde öğrendim ve cehaletim zımparalandı.
Belediye başkanı çıkıyor, “Bizim memleket bundan gari kebap-baklava şehri olmaktan çıkacak” diyor, biz, genel müdür üzerinden o makarna yiye yiye, iğne yutmuş tazıya dönen görgüsüz İtalyanların Antep kebabına nasıl hayran kaldıklarını da anlamış oluyoruz…
Gazeteciye para vereni, kömür göndereni, yağ-tuz-salça ihsan eyleyeni, geziye götüreni, farklı hediyeler vereni, örtülü ödenekten sosyal sorunlarını çözmeleri için kaynak aktaranları, çocuğunu okutanları, burs verenleri, kurs verenleri duydum gördüm de bağ evine çağırıp neydi o zıkkım kelime barbekü müydü, bunun partisini veren üst düzey bir yöneticiyi ilk kez gördüm.
Boşuna demiyorum yani hizmet sektörü inovasyon yaptı diye.
İnsanlık için küçük, mesleğimiz ve kentimiz için çok büyük bir adım.
Kıymetini bilelim, terbiyesinden, sosundan, salatasından, tikesinden faydalanalım…
Niye mi?
Ekmeği çok yediğim için kafamın çalışmadığını, ne kadar alık olduğumu anlamam 40 yıl sürdü.
Bana bakın, beni örnek alın…
Elinize böyle bir genel müdür geçmişken kıymetini bilin…
Yoksa ekmeğe talim edersiniz… |