29 Ağustos 2015, Cumartesi Arşiv    İletişim    Favorilere Ekle
Gazeteci isen boyun eğmeyeceksin;
Boyun eğiyor isen gazeteciyim demeyeceksin ...
Son Dakika • Türkiye IŞİD'i Vurdu...         • Gaziantep Valiliği'nden Küçük Çocuğa Cinsel İstismar Açıklaması         • Yılmaz Güney filmleri dijital arşivde         • Gaziantep'te hekime şiddete Tepki : Tüm acil servisler kapandı         
 
İşte Gaziantep'in Eğitim Raporu... 24 Temmuz 2012
07:03
 
 
» GÜNCEL   » EĞİTİM-KÜLTÜR-SANAT Yorum Yaz   |   Yazdır   |   
 

TÜRK EĞİTİM-SEN GAZİANTEP ŞUBESİ
GAZİANTEP’İN EĞİTİM BAŞARISIZLIĞININ SEBEPLERİ ARAŞTIRMASI

Giriş:

2011 Yılı itibariyle artık sağır herkesin bildiği üzere Gaziantep’imiz sınav başarısında Türkiye’nin en geri illeri arasındadır. Durumun vahameti açısından; 81 il içinde en arkadan 80. olma başarısını(!) göstermiş olduğumuzun altını çizmekte fayda vardır.
Öncelikle bu kentin hızlı nüfus artışı, derslik ve okul ihtiyacı, öğretmen açığı gibi dezavantajlarının olduğu gerçeği ortadadır. Fakat bu olumsuz şartlar eğitimi etkilemekle beraber, bütün olumsuzluğu buraya bağlamak hatası, yanlışlığı ve teranesi, yıllardır yetersiz ve çapsız yetkililerin, tepeden inme atanmış liyakatsiz sorumluların kendilerini temize çıkarmak için kullandığı can simidi olmuştur.
Oysa sınavlarda 40. Sıralarda olduğumuz 2000 yılından bu yana, derslik başına düşen öğrenci sayısı her yıl azalıp iyileşmesine rağmen başarıdaki kötüleşmeyi gören akıl fikir sahibi herkes asıl sorunun başka yerde aranması gerektiğini bilir. En azından, Gaziantep’te bulunan bazı okullarımız tip proje okullarıdır, buralarda sınıf mevcutları en fazla 30 kişidir ve öğretmen açığı da yoktur. Fiziki olarak hiçbir eksiği olmayan bu okullarımızın istenen başarı seviyesinde neden olamadığı samimiyetle incelenebilse, sorunun kaynağının başka yerlerde aranması gerektiği anlaşılacaktır.
Rakamsal istatistikler ve grafikler:
Sorunun nerden nereye geldiği rakamsal grafiklerle incelendiğinde, durumun vahameti ve asıl meselenin derslik açığı ve göç olmadığı görülecektir.

Yukarıdaki grafiğe göre Gaziantep’te derslik başına öğrenci sayısı düşüp, fiziki şartlar 2002 den bu yana iyileşmektedir.
Milli eğitim yöneticilerinin derslik eksikliğinden dolayı başarının düştüğü tezinin ve iddialarının gerçeği yansıtmadığı, aşağıdaki grafikleri incelediğimizde açıkça ortaya çıkacaktır.

Yukarıdaki grafikte açıkça görüleceği üzere yıllar içinde derslik başına öğrenci sayısının düşüp, fiziki şartların iyileşmesine rağmen başarısızlık oranında, Türkiye sıralamasındaki durum yükselmekte, kötüleşmektedir.


Aynı durum, yani derslik başına öğrenci sayısı düşüp, fiziki durum iyileşmesine rağmen, üniversite sınavlarında da başarı kötüleşmekte ve 2011 yılı itibariyle de Gaziantep, Türkiye sıralamasına 80. sıraya gelerek, Şırnak’tan sonra en başarısız ikinci il durumuna gelmiştir.

Yukarıdaki açıklamalardan sonra başarısızlığın aslı sebeplerinin başka yerlerde aranması gerektiği açıktır. Konunun psikolojik se sosyolojik etmenlerle beraber bir süreç analizi olarak incelenmesinde fayda vardır.

Psikolojik ve sosyolojik sebepler:
Türkiye’nin ekseri yerlerinde öğretmen sohbetlerinin, öğretmenin bulunduğu bir misafirliğin, öğretmenlerin geyik muhabbetlerinin bile ana konusu eğitim, okul, öğrenci ve ders muhabbeti olur genellikle. Bu bir nevi meslek alışkanlığıdır ve öğretmenler aslında sadece mesai saatlerinde değil günlerinin büyük bir bölümünde de eğitim işiyle iştigal ederler.
Fakat özellikle 2002 yılından itibaren Gaziantep’te eğitimcilerin paradigması (değerleri) değişmiş/değiştirilmiştir. Artık öğretmen sohbetlerinin ana konusu; kimin nereye idareci olacağı, vekâleten nereye atanacağı, bunun için hangi siyasiye, hangi gruba, hangi sendikaya yamanması gerektiği, kimin kime yağcılık ederek nereye atandığı, hiçbir liyakati olmayan birilerinin hangi makama neden atandığının dedikodusu olmuştur. Ya da hiçbir liyakati olmadığı halde, sırf bir yerlere yakın olduğu için atanmış bir okul müdürünün, idarecinin kendisini oranın patronu, öğretmenleri de maraba sanan kaprisleri, beceriksizlikleri, çatışmaları sohbetlerin ana konusu olmuştur.
Tabi mevcut iktidarın Milli Eğitim Bakanlarının da öğretmenleri aşağılayan, kamuoyuyla karşı karşıya getirip çatışma yaratan sözleri, uygulamaları ve tavırları da tuz-biber olmuştur.
Önceliği eğitim olmaktan çıkmış/çıkarılmış bir eğitim camiasından başarı beklemek, adam gibi eğitim vermesini beklemek gerçekçi değildir.
Dolayısıyla bu kentte öğretmenlerin önceliği, değerleri yani paradigmasıdeğişmiş/değiştirilmiştir. Bu durum öylesine bulaşıcı bir haldir ki, başka illerden buraya gelen yeni öğretmenler de buna şaşırmakla beraber, kısa sürede aynı girdabın içinde dönemeye başlamaktadırlar.
Bu değişim iki aşamada bu kentte yapılmıştır ve hala bu duruma dur demek için de hiçbir gayret maalesef yoktur.
2002-2009 Süreci:
002 Yılı itibariyle, AKP iktidarıyla birlikte, adı olup kendisi olmayan yandaş bir eğitim sendikası iktidar tarafından desteklenmiş ve büyütülmüştür. İktidar partisinin o zamanki il başkanı tarafından nerdeyse Gaziantep’in eğitiminin bütün yönetimi, bu sendikanın başkanlığına getirilen, eğitim yönetimiyle hiçbir alakası olmayan, dünyadan bihaber, “hırsı aklının önüne geçmiş” toy bir şahsa ihale edilmiştir. Artık kimin nereye atanacağı, vekil veya asil şube müdürlerinin kimler olacağı, hangi okula vekil müdürün kim olacağı, hangi güzel okula kimin tayininin yapılacağına bu zevat ve şürekâsı karar vermekteydi. O dönemin vekâlet İl Milli Eğitim Müdürü, şimdi hala İl Milli Eğitimde idareci olan şahsın da durumdan vazife çıkarıp, söz konusu sendika başkanıyla Gaziantep’in okullarını gezmesi, üye toplaması taşları yerinden oynatmaya, “Pandora’nın kutusunun açılmasına”, işine gücüne bakan öğretmen camiasında bazı kişilerin kafasında şimşek çakmasına sebep olmuştur.
O zamana kadar kenarda köşede kalmış, gütmesi için “iki oğlağı” bile teslim edemeyeceğiniz, varlığı yokluğu belli olmayan ne kadar adam varsa, ayrıca her devrin adamı olma becerisine sahip ne kadar yalaka, fırıldak varsa, hepsi birden bu durumu değerlendirmenin derdine düştüler.
Okullarda, öğretmen odalarında, öğretmen evinde artık sohbetlerin konusu, kimin kime yaranması, nereye yamanması, kimin nereye atanması için kimin adamı olması gerektiğiydi.
Artık bunların eğitim, öğretmenlik diye bir dertleri kalmamıştı, varsa yoksa bütün dertleri “yağma hasanın milli eğitim böreğinden” pay kapmaktı. Her biri, olayın nereye varacağı umurunda olmayan, bunu akıl edecek kapasitesi ve sorumluluğu olmayan yandaş sendika başkanına yağ çekip, iktidar partisinden referans sahibi olarak, milli eğitimin başına üşüşüp, birer makam ve müdürlük kaptılar ya da gözde okullara atandılar. Hafta sonları yapılan üç kuruş ücretli sınav görevleri bile bu adamların dışında kimseye verilmiyordu.
Müdürlükler, idarecilikler, menfaatler dağıtılırken esas olan o işi yapıp yapamayacağı, liyakati filan değil, sadece yandaş olmasıydı. Üstelik bunlar taltiflere, ödüllere de boğuldular.
Bu işlerin baş aktörlerinden olan o sendika başkanı bu gün itibariyle başkan değildir ve yazdığı bazı yazılarda yaptığı yanlışları itiraf edip günah çıkarmaya çalışmaktadır ama heyhat…
Aynı sendikanın yeni başkanı da, o dönemde atamadan sorumlu şube müdürlüğü görevinde bulunmuş, en az eski başkanları kadar tahribat yaratmış, çok “ah” almıştır.
Mesela, Gaziantep eğitim başarısında 67 olduğu sıralarda, kimler olduğu belli olan 2800 öğretmen ve idareciye “takdir”, “teşekkür” ve “maaş ödülü” verilmesinin mantığını ve “etiğini” izah edecek babayiğit var mı bu kentte merak konusudur. “Aferin, eğitimin içine büyük bir başarıyla ettiniz” ödülü olabilir mi bunlar?
Dışarıdan bakınca normal gibi gelebilir ama eğitimle alakası olmadığı halde, sadece yalakalık ettiği için ödül alan bir eğitimcinin, aynı yerde fedakârca çalışan ama ödül alamayan mesai arkadaşının ne düşüneceğini, şevkinin kalıp kalmayacağını, akıl fikir sahiplerinin takdirine sunuyoruz.
Yandaşlara yer açmak için işini adam gibi yapan idarecilere düzmece soruşturmalar açıp cezalar verildi, görevlerinden alındı. Bu iş için imzasız iftira dilekçeleri kullanıldığı gibi, şu an Silivri’de yargılanan Veli Küçük imzalı uydurma dilekçeler bile kullanıldı ve teftişte bu dilekçeler işleme konuldu, soruşturmalar yapılıp insanlar yerlerinden, makamlarından edildi. Birilerini güzel okullara müdür yapmak, şube müdürü yapmak için “can güvenliği yoktur” diye güya(!) incelemeler, soruşturmalar tezgâhlanıp kaymaklı, gözde yerlere getirildi. Bu kentin eğitiminde birçok gereksizlik, haksızlık, fırıldaklık alenen öğretmenlerin gözleri önünde yapıldı.
Bu işler için de Gaziantep Öğretmenevi karargâh olarak kullanıldı.
Bu işleri kotaran şahıslar ölmediler veya bir yere gitmediler, halen Gaziantep’te milli eğitimdedirler. Bu işlerin mağdurları da halen eğitimci olarak bu kenttedirler.
Bu ve başka işler olurken durumun nereye gittiğini gören tecrübeli Vali M.Lüfullah Bilgin direnç göstermeye başlayınca Gaziantep’ten gönderilip yerine sorgulamadan imza atan, “noter kâtibi” rollerinde bir vali getirildi.
Çivisi çıkmış bir ortamda, vekâlet cenneti haline gelmiş Gaziantep Milli Eğitim Müdürlüğü koridorlarında, nüfus sahibi olmayı paylaşamayan şube müdürlerinin tekme tokat kavgalarına şahit olundu.
Olan biten ve Gaziantep’in eğitiminin nereye gittiği umurunda olamayan, “parası kültüründen çok çok fazla” olan etkili isimleri, pek değerli iş adamı ve sanayicilerimiz para kazanmakla meşguldüler. Böyle ufak ve kazanç getirmeyecek işlere ayıracak vakitleri yoktu ama mikrofon uzatılınca ekabil tavırlarla marka(!) şehrimizin ne kadar ilerlediğini eğitim için “vergiden düştükleri okullar” yaptırdıklarını anlattılar.
Gaziantep’in “şehremin”leri olan belediye başkanlarımız ise arsa rantını “haline yoluna(!)” koymakla meşguldüler.
Siyasetçi, bürokrasi, sendikacı, işadamı el birliğiyle Gaziantep’te eğitim cinayeti böyle işlendi.
Öğretmenlik vicdan mesleğidir. “Marifetin iltifata tabi olduğu”, “emeği çok, parası az” bir meslektir. Öğretmen; sınıfa girince vereceği eğitimin kalitesi, yeteneğiyle birlikte vicdanına kalmış kişidir. Siz o vicdanı acıtır, haksızlık ederseniz, doğru insana iltifat etmek yerine haksızlık ederseniz, saygı duyacağı bir yöneticiyle çalıştıramazsanız, emirle, yazıyla, yönetmelikle, asarım-keserimle öğretmenden hiçbir verim alamazsınız, başarıyı artıracağım diye patinaj yapar durursunuz. Zaten bu kentte olan da budur…
2009 – 2011 Süreci:
2009 Yılı itibariyle, siyasetçi, bürokrasi, sendikacı, işadamı el birliğiyle Gaziantep’te eğitim cinayeti işlenmeye devem ederken, iktidar partisi AKP, “kedi olalı bir fare tutarak” Gaziantep Milli Eğitimine Sayın Abdullah Şenyüz’ü müdür olarak atadı. Bu da diğerlerinin aynısıdır diye beklerken Abdullah bey aslında herkesi yanılttı. Milli eğitimde çöreklenmiş şebekenin farkına varması çok sürmedi. Gaziantep’in eğitimdeki başarısızlığının asıl sebeplerini anlamıştı. Bir taraftan bu şebekeyi bertaraf etmeye çalışırken diğer taraftan da çok ciddi mali kaynaklar buluyordu.
Şevkle çalışan, bir şeyler yapma gayreti içindeki Abdullah beyi, sendika olarak ziyaretlerimizin birinde başına gelecekleri tahmin etmiş ve bizzat uyarmış, şebekenin “kumpasına” dikkat etmesini söylemiştik. Tahminimiz doğru çıktı ve “bir ses kaydıyla” Sayın Abdullah Şenyüz “halledildi”, görevinden alınması sağlandı. İşin arkasında kimler vardı, sebep-sonuç ilişkisiyle düşünüldüğünde bilenler bilir.
Bu kentte, sahte “Veli Küçük” dilekçeleriyle okul müdürlerine soruşturma açanlar için Abdullah Şenyüz gibi iyi niyetli, saf insanların lafı mı olur?
2010’un Mart ayında bu işler oluncaya kadar bir köşede duran, itinayla siyasetin dışında durmaya çalışan “cemaat” şakirtleri de birden bire oyuna dâhil olma kararı aldılar ve gırtlaklarına kadar siyasetin içine girerek Gaziantep milli eğitimine peş peşe vekil idareciliklere atanmaya başladılar.
Artık kimin, nereye atanacağına ev toplantılarında “abiler“ karar veriyordu. Bu “abiler”in organize ettiği çınarlı, güllü, berkli vs. eğitim dernekleri, merkezde ve ilçelerde her bir yandan mantar gibi bitmeye başlamıştı çoktan. Belediyelerden ve “sodes” projelerinden yüklü miktarda alınan paraların ne olduğu, bu derneklerin neyi nasıl yaptığı herkesçe konusudur ve aydınlatılması gerekmektedir.
Normal bir öğretmenken, idarecilikten filan anlamazken, önce 76. madde, bakan emriyle lise müdürü yapılıp, “yahu bu okul müdürlüğü ne memenem şeymiş” diyemeden, kısa süre sonra İl Milli Eğitim Müdürü olarak atanan Ekrem beyin hızlı yükselişi karşında başımız dönmüşken, Gaziantep üniversite sınavlarında 80. sıraya oturuyor, bu başarısından(!) ve üstün yeteneklerinden dolayı olmalı ki Milli Eğitim Bakanlığı Müşavirlik kadrosuna atanarak taltif ediliyordu.
Ekrem beyin başarısı oldukça tatmin edici olduğundan, milli eğitim idareciliklerine. “F” vitaminli arkadaşlardan bolca serpiştirildi. Milli eğitim koridorları artık, oradan buradan selam, kartvizit, torpil getiren, iş kotaran, siyasetin “oyun uşağı” olmuş, iş takipçisi “F” vitaminli “panpiş” ve “ciciş”lere emanettir.
Bu arada idareci olduğu okula bir mağazanın çekilişinde çıkan otomobili sessizce üzerine geçirmek üzereyken suçüstü olan bir zevat da arada taltif edilip şube müdürü yapıldı. Bu şahsın kim olduğu, Gaziantep’te bütün eğitimciler tarafından bilinmekle beraber, eğer yok edilmediyse, soruşturma dosyalarında da olması gerekir.
Önceleri çekinik duran Ekrem bey, artık toplantılarda kükrüyor, işini yapamayanı koltuğundan etmek için gerekli siyasi desteği olduğunu belirtiyor, ama işin ne olduğunun şeklini şemalını da bir türlü diyemiyor. Otokratik yönetici pozlarında, mevzuattan, mahkeme kararlarından, kitle psikolojisinden, yönetim biliminden çok anlamasa bile zararı yok, nasıl olsa telefondaki sözleri bile emir olarak bilinir. Yargı kararlarını uygulamamaktan dolayı sayın Ekrem bey ve arkadaşları hakkında idari işlemler devam etmektedir.Ayrıca Ekrem Serin’in, şüphe götürmeyecek şekilde, haksız, hukuksuz, liyakatsiz atanmasından dolayı, işlemin iptal edilerek görevden alınması istemiyle mahkemeye başvurulmuştur ve dava devam etmektedir.
Sayın Müdür vekilinin, başarısızlığın müsebbibi olarak tespit ettiği 80 civarında okul müdürü hakkında rapor düzenleyerek Sayın Valimize sunması, durumu kurtarıp vakit kazanmasına yetecek, an azından Gaziantep’in eğitim başarısı için “soruşturma açtırma işi” yapmış olacaktır.
İldeki eğitimcilerle doğru dürüst iletişim kuramayan, empati yapamayan, liyakatsiz olarak atandığı herkesçe bilinen Ekrem Serin’i, İl Milli Eğitim Müdürü olarak da artık kaile alan kalmadığından, sözleri ancak suya çizilmiş çizgi hükmündedir.
Gaziantep Milli Eğitiminde kişiler değişiyor ama roller hiç değişmiyor…
2002 den beri bu kentte eğitim çalışanının, motivasyonunu bozan, şevkini kıran, yıldıran, önceliklerini, değerlerini yozlaştıran anlayış hiç değişmedi ve devam ediyor. Üstelik bürokratların sahip olması gereken “Bürokratik Nezaket”ten de bihaber insanlar “delinin yoğurt yediği gibi” ne yaptıklarını bilmeden zaman dolduruyorlar. Klimalı odalarda yapılan rutin işleri çok önemli şeyler sanıp, koltuklarını koruyorlar. Eğitim çalışanlarının çektiği sıkıntı bir yana, çocuklarımıza, gençlerimize, istikbalimize yazık ediliyor.
Sonuç:
Gaziantep’teki eğitimin başarısızlığı, büyük oranda, yönetim zafiyetlerinden ve liyakatsiz kişilerin makamları işgal etmesinden kaynaklanmaktadır. Bu kişilerin yıllar içinde eğitimin ve eğitimcinin değerlerinde yaptıkları olumsuz değişikliklerin kısa sürede düzeltilebileceğini düşünmek gerçekçi olmayan bir yaklaşım olur. Fakat bu olumsuz durumun bu şekilde devam etmesine göz yummak da en hafif tabirle vicdansızlık ve sorumsuzluktur.
Çözüme, başta il milli eğitim müdürü olmakla berber, bütün idareciliklerde siyasi taassuplardan uzak olarak gerçekten hak eden, liyakat sahibi kişilerin atanmasıyla başlanmalı, öncelikli olarak yönetim zafiyetine son verilmelidir. Bu işi kotarabilecek en önemli aktörler mevcut iktidar ve yerel siyasetçilerdir.
Çözüm, sorunu yaratanlar, besleyenler, büyütenler ve sürdürenlerin elindedir…


 
 
 
 
GaziantepHaberler.com
Etiket; TÜRK EĞİTİM-SEN GAZİANTEP ŞUBESİ Yazdır   |   
 
 
Bu habere yapılan yorumlar (2) Yorum Yaz
 
 
ayhan akıl
hayır kesinlikle öğretmen açığı yok katılmıyorum millet cahil tek sebep bu
Yorgunbaba
Öncelikle bu sendikanın üyesi değilim.Sendikanın tesbitlerine tamamen katılıyorum.Yani Gaziantep tabiri ile yerden göğe haklılar.Gaziantep'i düşünenler bir gün vakit geçirmeden duruma müdahale etmelidir.Gaziantep'i Hüseyin Çelik zihniyeti bu hale getirmiştir.
 
  WEB TV
• Kızıldere Katliamı 44 yıl..
• betterFLY ekibi, Tarihi R..
• betterFLY ekibi tarafında..
• betterFLY ekibi, Tarihi K..
• Gaziantep'e çok yakı..
 
  KÖŞE YAZILARI
Fevzi Günenç
KOYUN OLMAYACAĞIZ (1)
Burhan Özbey
HALK İRADESİ NEDEN OLUŞMUYOR?
A. Mümtaz İdil
Müzik ve dans devrimdir
Prof.Dr. Levent Seçer
KORKUYA TESLİM OLMUŞ TOPLUM...
Ayfer Tuzcu Ünsal
EHNEŞLİLER FIRAT'IN FENİKELİLERİYDİ
Muzaffer'in Seçtikleri
OKUMAYA DEGER BİR YAZI.
Adil OKAY
EKİN VAN İÇİN YAZDIKLARIMA TEPKİLER VE TEHDİTLER HAKKINDA...
Arzu KÖK
Çaresizliğin Resmi Yapılabilir mi?
Jan PAÇAL
Bu yanlışın içindesin…
Murad DEMİRKOL
Güç ve Kaos
Atilla Karaduman
Pis Herifler...
Erkan Arkut
Bakalım Hz. Mehdi ile ilgili bu yeni hadise ne diyecekler?
Şahin ATEŞOĞLU
Gaziantepliler o Mekanları Yine' Celal Doğan ' Adıyla Anacaktır
Nevin KOÇOĞLU
TEMMUZ ÇİÇEKLERİ
Hale KORAY
DEFTERDAR CAMİİ
Doğan ÖZDİNÇ
YUVARLANIP GİDİYORUZ İŞTE. İYİ BAYRAMLAR
Ali Eralp
Yaylasını Korumak İsteyen 70'lik Anaları Yerlerde Sürüklemek Hangi Yas...
Ali Vefa Yurdal
Celal Doğan-Recep Tayyip Erdoğan görüşmesi
Ebru Beşen
Başka Bir Boyuta Taşınmak...
Nafiz Şahin
DALKAVUK
Nuray Çevirmen
HAYKIRIŞ
Haydar DOĞAN
ZEKİ'CE YASAKLAR.....
Orhan BAHÇIVAN
Kafkas'ın Kara Kızı
Vildan Sevil
Ben Her Mayıs Ölürüm (M.Vurgun)
Lale Dilligil
SİNDİRMEK
Zahide UÇAR
Ava giderken avlananların hazin öyküsü...
Gölge Adam
FİDAN VE İSTİFA... KAPTAN Yazdı
Sevilay ÇETE
Aydın ve Aydınlık bir Türkiye.. Ütopya değildir..
KONUK YAZAR
KADINLARIMIZ - Arzu Kök
Erol İrdelmen
KARTOPU OYNARKEN ÖLMEK BİR RÜYA OLSUN ÖZGECAN!
Emrah AKGÜN
TERÖR TEKNİĞİNİ BELİRLEYEN EL KİMİN? FRANSA SALDIRILARINA BURADAN BAKALIM
 

   



  Anket
Nasıl Bir Koalisyon Olmalı
 
 
   
  Linkler
• www.hakimiyetgazetesi.com
• www.herseygaziantepicin.com
Tüm linkler
 
 
  • Vefat Edenler
  • Nöbetçi Eczaneler
  • Hava Durumu
 

haberler  

  © 2011 GaziantepHaberler.com
Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden alıntı yapılamaz
Köşe yazılarının sorumluluğu yazarlarına aittir
Anasayfa    İletişim    Künye    Reklam