Sabah gözümü beyaz elbiselerini giymiş bir şehirde açmak . Sessiz sallangaçların beşik kertiği düşlerinde soğuk suyun titrek ürkekliğini hissetmek. Velhasıl balık olmak vaktinin özgür geçişlerinde maviden çalan hırsızla...rla kovalamaca oynamak. Kaçmak yakalanmak ya da yakalanmamak.
Özgürlük aynı zamanda potansiyel korkuların eşiğinden geçen eylem biçimidir. Vermekle almak arasındaki ince çizgiden geçen. Diyeti bedelinin ödeteceği kadar ağır bir yük taşır omuzlarında, taşımak ya da taşıyamamak size kalır. Böyle zamanların İstanbul’udur ki en güzel beyaz elbiselerinin içinde, şeffaf bir tenin örselenmemiş güzelliğini saklar. Bulmaktır size düşen.
Bakar kör zaman dilimlerinde, sömürünün ve faşizmin alabildiğine yaygınlaştığı dönemselliklerde, baskıların “ sıra bize ne zaman gelir “ endişesinden geçen ince ayrıntı suskunluklarında, kurumlar arası cemaat, iktidar çatışkısında, sokağın kör bakışlarından sıyırıp her şeyin hayata dair bilmecelerinden sorular üretip, yanıtlar arama eylemselliğidir özgürlük.
Tam da İstanbul bu sabahlarda açar gözlerini hayata dair. Fabrikalar, işyerleri, otobüsler, panikleyen geç kalma telaşesinde insan taşır oralardan buralardan. Gecenin görünmeyen yüzü, şaşkın bir aydınlığın içinde, sarhoş bir zamanın içinde gezmeye başlamıştır bile.
Tanımadığımız insan yüzlerinde ki sorunlar hep aynıdır aslında, geçinme kaalesi, ekmek davası, kayalıklar arasında ıslak soğuklara aşina zamane yetmesi ön sevişmeler. Kimi zaman yeri dardır İstanbul’un. Çokta fazla sığınacak bir özgürlük bırakmaz size.
Bu zamanlarda İstanbul da özgür olmak ayrıcalıktır. Size ait olan ama elinizden alınan her şeye karşı koyma dürtüsü gelip saplandığında bir yerinize, ve öfkenin ve isyanın sonunu düşünmeyen en güzel eylemselliğinin insan olma düşlerinde, yüzünüzü hayata döndüğünüz an, özgürlük savaşının o bitmez kavgası başlamış demektir. Hiçbir beklentisi olmayan ama güzel bir dünya düşlerinde, güzel insanların düşünü birleştiren güzel sabahlıklı bir İstanbul karşılamasında…
Sessiz bekleyişlerin sonu nereye gider öyleyse? Vakit varken aşk en güzel beyaz elbiselerinde Vakit varken Devrim en kızıl gün öncesinde Vakit varken deniz en güzel balıkların söylencesinde Bu sessizlikte ne böyle?
Ölmemek için kaç uzun bahar Ölmek için kaç kısa güzel gün gerek bizlere? Vakit varken ……………..!
On Yedi Şubat. Maltepe- İstanbul |