 Tarih: 23 Eylül 1969
ODTÜ öğrencisi Taylan Özgür İstanbul Beyazıt Meydanı’nda devletin karanlık güçleri (Kontrgerilla/Gladio) tarafından vurularak öldürüldü.
İki yıl sonra Türkiye’de askeri darbe oldu. Darbe Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ı idam etti.
Taylan Özgür’ün kızkardeşi Hale Özgür, Denizler’in yakın arkadaşı Mustafa Lütfi Kıyıcı ile evliydi ve hamileydi.
O zalim günlerde binbir güçlük içinde oğlunu doğurdu; adını Deniz koydular...
Ve geçen hafta:
Deniz’in bir oğlu dünyaya geldi. Adını Taylan Özgür koydu...
Evet:
Belleğimizi-tarihimizi yok edemeyecekler.
Hoş geldin Taylan Özgür...
“Yaşama sırası sende...”
xxx
1968 hareketinin ilk faili meçhul cinayetinde kritik soru: "İlk kurşun"derin devletin işi miydi?
CHP kurultayında tam Hasan Fehmi Güneş konuşurken bir kadın kürsüye doğru yürüdü ve "tam bağımsızlıktan" söz etmekte olan Güneş'e doğru bağırdı:
"Bağımsızlık uğruna ölen Taylan'ın dosyasını neden sakladın? Taylan'ın katili nerede?"
Güneş bir an durdu, o sırada genç kadını apar topar uzaklaştırdılar.
Kurultay'ın tozu dumanı arasında genç kadının feryadı anlaşılamadı.
Adı: Hale Kıyıcı'ydı.
1968 hareketinin ilk faili meçhul cinayetine kurban giden Taylan Özgür'ün ablasıydı.
Taylan Özgür emekli bir binbaşının oğluydu. ODTÜ öğrencisiydi. 1969 yılının 23 Eylül günü İstanbul Üniversitesi öğrenci birliğinin Beyazıt'taki kongresi sırasında arkadan kurşunlanarak öldürülmüştü.
O yıla kadar belli bir noktada tutulan şiddet, Vedat Demircioğlu ve Taylan Özgür cinayetlerinden sonra birden dozunu artırmış ve 70'lerin başında 12 Mart'la sonuçlanacak kanlı perde böyle açılmıştı.
Peki bu perdeyi açan ve ülkeyi bir darbeye götüren kurşunu kim, hangi amaçla sıkmıştı?
Bu soruyu yanıtlayabilmek için Özgür'ün katilini bulmak gerekiyordu.
* * *
Aslında Taylan Özgür'ün katili olarak Lisan Çakıcı adlı bir polis memuru yargılanmış, ancak kimi öğrencilerin ve tanıkların anlatımları arasındaki çelişkiler nedeniyle delil yetersizliğinden beraat etmişti.
İşte o gün bugündür, yani tam 31 yıldır Hale Kıyıcı, kardeşine kurşun sıkan ismin peşindeydi.
Aradığı ipucunu, 1990 yılında emekli Yarbay Talat Turhan vermişti.
"Kontrgerilla uzmanı" sayılan Turhan bir söyleşide "derin devlet"in eylemlerini anlatırken Özgür'ün öldürülmesini örnek vermiş ve şöyle demişti:
"1978'de Hasan Fehmi Güneş'in İçişleri Bakanı olmasının ertesi günü Taylan Özgür'ün dosyasını kendisine verdim."
Turhan'a göre bu dosyada Özgür'ü bir polisin değil, bir üsteğmenin öldürdüğü yazılıydı. Dosya, Bakan'a verildiğinde odada 3 kişi daha vardı: Deniz Baykal, Ertuğrul Günay ve Uğur Mumcu...
Turhan bunları anlattıktan sonra Özgür'ün ablası Hale Kıyıcı kendisine bu üsteğmenin kim olduğunu sormuş ve onun -1990 itibarıyla- orduda üst düzeyde görev yapan bir general olduğunu öğrenmişti. Ancak Turhan bu ismi açıklamaya yetkili olmadığını söylüyor, Kıyıcı üsteleyince de şöyle diyordu:
"Olayı delillendirmek içişleri Bakanı'nın sorumluluğunda... Ben Hasan Fehmi'yi de eleştiremiyorum. Çünkü bu örgüt, devlet içinde devlet... Çözmeye siyasilerin gücü yetmiyor..."
* * *
Hale Kıyıcı, kardeşinin katilini bulabilmek uğruna bu dosyanın peşine düştü; ancak 10 yıl uğraşmasına rağmen bir sonuç alamadı.
Sonunda dosya verildiğinde odada bulunduğu söylenen tanıklardan üçünü; Deniz Baykal, Hasan Fehmi Güneş ve Ertuğrul Günay'ı birarada bulabileceği bir yere, yani CHP kurultayına gitmeye karar verdi ve aklındaki soruyu Hasan Fehmi Güneş kürsüdeyken haykırdı.
Ancak kritik soru, "tam bağımsızlık" lafları arasında yine yanıtsız kaldı.
Kurultayda konuştuğum Hale Kıyıcı, bu duruma isyan ederken gözyaşlarını tutamıyordu. Kardeşinin katillerini bilenlerin susmasına, 12 Mart'ta kendilerine işkence yapan kimi isimlerin salonda "Genel Sekreterlik" düşü kurmasına, Özgür'e kurşun sıkanların halen görevde olmasına isyan ediyordu.
Güneş'in, Baykal'ın, Günay'ın ve Turhan'ın duruma mutlaka bir açıklama getireceklerini söyledim; tatmin olmadı.
"N'olur İspanya örneğini inceleyin" dedi ayrılırken;
"... derin devletin içinden sosyal demokratlar çıktı orada..."
xxx
68 kuşağının efsane öğrenci liderlerinden Taylan Özgür'ün İstanbul'da öldürülmesi, 40 yıldır faili meçhul dosyalar arasında bekliyor... Taylan Özgür'ün hiç göremediği yeğeni olan ve hem Taylan Özgür'ün, hem de yine o yıllarda Nurhak Dağları'nda öldürülen ve Taylan Özgür'ün en yakın arkadaşı olan Sinan Cemgil'in adlarını taşıyan Sinan Taylan Kıyıcı, dayısının 40 yıllık hikâyesini kitaplaştırıyor. Sırtından vurularak öldürülen Özgür'ün faili olarak Lisan Çakıcı adlı bir polis memurunun adı geçti. Çakıcı, Taylan Özgür öldürüldükten sonra Köln Başkonsolosluğu'nda görevlendirildi ve 6 yıl Almanya'da bu görevde bulundu. 1975'te cinayetle ilgili olarak hakkında dava açılan Çakıcı, polislikten atıldı, ancak hiçbir tanığın ifade vermemesi nedeniyle beraat etti. CHP'li İstanbul Belediye Başkanı Ahmet İsvan döneminde, 1975'te belediyeye alınarak temizlik işleri şefi oldu. Taylan Özgür vurulmadan önce yanında olan ve polis tarafından üniversite bahçesinde havaya ateş ettiği için gözaltına alınan arkadaşı Sait Kozacıoğlu, o dönemde duruşmaların hiçbirine gelmeyerek tanıklık etmedi. Üzerinden çıkan silahın bulunamadığı Kozacıoğlu, cinayetle ilgili hiç konuşmadı ve sırlarıyla birlikte Paris'te öldü.
'SUBAY ÖLDÜRDÜ' İDDİASI "Derin Devlet" konulu çok sayıda kitap yazan emekli kurmay yarbay Talat Turhan, Taylan Özgür'ün katilinin 1969'da üsteğmen olan, sonra generalliğe kadar terfi eden bir subay olduğunu söyledi. 1990'da bu iddiayı ortaya atan Turhan, cinayetle ilgili dosyayı 1978'de dönemin İçişleri Bakanı Hasan Fehmi Güneş'e verdiğini ve o sırada odada Deniz Baykal, Ertuğrul Günay ve Uğur Mumcu'nun da bulunduğunu öne sürdü. Daha sonra ortaya çıkan sürpriz bir tanık ise olay sırasında 11 yaşında olduğunu ve cinayeti gördüğünü ileri sürdü. Kadir Akın adlı yeni tanık, Mehmet adlı bir komiserin Taylan Özgür'ü arkadan vurduğunu, olayı evinin penceresinden gördüğünü söyledi.
OLAYA BULAŞAN İSİMLER TEMİZ DEĞİL
Kitabı hazırlayan Sinan Taylan Kıyıcı'yı, 38 yıl önce annesi Hale Taylan Kıyıcı cezaevinde dünyaya getirdi. Dayısının öldürülmesinin perde arkasını araştıran Kıyıcı, o dönemde Çetin Altan, İlhan Selçuk ve İlhami Soysal gibi yazarların gazetelerdeki yazılarından, cinayetin tanıklarının ifadelerine ve ortaya atılan iddialara kadar birçok belge ve bilgiye kitabında yer veriyor. Özgür'ün ablası Hale Özgür Kıyıcı ise kardeşinin cinayetiyle ilgili çok sayıda karanlık noktanın da kitapta olacağını belirterek şunları söylüyor: "40 yılda ortaya çıkan ipuçları, bir dizi soruyu da beraberinde getirdi. Bir şey ise açık ve net görünüyor. Olaya kıyısından köşesinden bulaşmışların hemen hiçbiri temiz değil. Genelkurmay da dahil, cinayette susan ve susturulan kişiler ve kurumlardan davacıyım." Taylan Özgür, İstanbul'a gelmeden bir gün önce 4 arkadaşıyla birlikte son fotoğrafını çektirir. ODTÜ yurdundaki odada Taylan Özgür, Sinan Cemgil, Alpaslan Özdoğan ve Hüseyin İnan otururken Cemgil'in, "Taylan, İstanbul'a gidiyorsun. Gel bir fotoğraf çektirelim. Hiç olmazsa hatıra kalsın" isteğiyle dördü birden fotoğraf çektirir. Cemgil'in eşi Şirin hamiledir. Taylan Özgür de Cemgil'e, "Gidip dönmemek, gelip görmemek var. Çocuğun doğduğu zaman kız da olsa, erkek de olsa ismini Taylan koy" der. Daha sonra Cemgil doğan çocuğunun adını Taylan koyar.
DENİZ GEZMİŞ, BENİ YANINA GÖMÜN DEMİŞTİ
Mustafa Taylan Özgür, 1968'de ODTÜ'de başlayan öğrenci hareketinin Deniz Gezmiş ile birlikte liderlerinden biriydi. ODTÜ Stadyumu'na yazdıkları "Devrim" yazısı hâlâ duran Taylan Özgür, Ocak 1969'da üniversiteye gelen ve "Vietnam Kasabı" olarak bilinen ABD Başkonsolosu Robert Kommer'in otomobilini, dönemin öteki solcu öğrenci liderleriyle birlikte yaktı. Eylül 1969'da İstanbul Üniversitesi'ndeki talebe birliği seçimlerinde solcu öğrencilere destek vermek amacıyla bu kente geldi. 23 Eylül 1969'da bir polis tabancasından çıkan kurşunla Beyazıt'ta vurularak öldürüldü. Aynı gün Deniz Gezmiş polis tarafından üniversitede yakalandı. Özgür ile birlikte Kommer'in arabasının yakılması olayına karışan, Sinan Cemgil, Hüseyin İnan, Yusuf Aslan ve Ulaş Bardakçı'nın da aralarında bulunduğu neredeyse tüm ODTÜ'lü öğrenciler, daha sonra ya idam edildi ya da polis ve jandarma tarafından öldürüldü. Deniz Gezmiş de babasına yazdığı son mektubunda Taylan Özgür'ün yanına gömülmeyi vasiyet etmişti.
|