Seni ben bile kurtaramam Erdoğan, TÜSİAD devrede...

Seni ben bile kurtaramam Erdoğan, TÜSİAD devrede...

Seni ben bile kurtaramam Erdoğan, TÜSİAD devrede...

İlginç değil mi, S 400’ün uçak uçak geldiği günümüzde TÜSİAD, ABD’ye Beyaz Saray’a gidiyor ve Ulusal Güvenlik Konseyi ve Dışişleri bakanlığı yetkilileriyle görüşüyor.



Namı diyar Karaoğlan olan Bülent Ecevit iktidara geldi. Bülent Ecevit’in ağzından ölene kadar sosyalizm yada sosyal demokrasi sözcüğü çıkmamasına karşın işverenler çok rahatsız oldular. Bişeyler yapılması gerekiyordu ve TÜSİAD bunu keşfetti. TÜSİAD 8 gün tam sayfa bütün gazetelerde yayınlanmak üzere gazete ilanları hazırladı ve bunu 4 gün yayınlattı. O sırada kimi malları piyasaya vermemeye başladı ve kuyruklar oluşmaya başladı, karaborsa aldı başını yürüdü. 5 milletvekilliği için seçim yapılacaktı ve seçim sonucunda CHP 5’ini de kaybetti. 5 vekilliği de kaybedince Ecevit istifa etti ve Süleyman Demirel 12 Eylül 1981 darbesi öncesi son hükümetini kurdu.

Asker 1979 yılında Demirel’e iletilmek üzere dönemin cumhurbaşkanı Fahri Korutürk’e bir muhtıra mektubu verdi ve bu uyarıyı TÜSİAD destekledi. Sorun müsteşar olan Turgut Özal’ın 24 Ocak kararlarının uygulanmasıdır ancak bunu solun geliştiği bir dönemde uygulamak da zordur. 12 Eylül darbesi gerçekleşir ve Demirel de dahil olmak üzere bütün parti liderleri gözaltına alınır ve Turgut Özal darbenin ekonomiden sorumlu devlet bakanı ve başbakan yardımcısı olur.

TÜSİAD’ın bu çabaları taçlandırılır ve 12 Eylül sonrası çalışmasına izin verilen tek dernek TÜSİAD’dır. Ve ne ilginçtir ki, daha sonra Özal ANAP’ı kurar ve TÜSİAD’ın başına da o dönemde Cem Boyner gelir ve Turgut Özal dönemini “Kleptokrasi” (Devlet içinde aile hırsızlığı) dönemi olarak açıklar.

Turgut Özal’dan sonra Doğru Yol Partisi genel başkanı Tansu Çiller iktidara gelir. Tansu Çiller iktidara gelmeden önce TÜSİAD’ın isteği üzerine rapor hazırlar ve rapor beğenilir. Burada dikkat çekici olan Türkiye’de ilk kez banka batıran Özer Çiller’in eşidir Tansu Çiller. Yani TÜSİAD banka batıran birisini ekonomist eşine rapor hazırlatmıştır.

Aynı TÜSİAD daha sonra 28 Şubat darbesini de destekleyerek ne kadar burjuva kültüründen uzak olduğunu kanıtlamıştır bir anlamda. Şimdi Artı Gerçek’te yayınlanan dünkü haberi veriyorum size: “Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Simone Kaslowski başkanlığındaki TÜSİAD heyeti, Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi, ABD Dışişleri Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı yetkilileri ve Kongre üyeleriyle görüşecek. 

TÜSİAD’dan yapılan açıklamaya göre, TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Simone Kaslowski başkanlığındaki TÜSİAD heyeti, bugün ve yarın ABD’nin Başkenti Washington’da temaslarda bulunacak. 

Heyet, Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi, ABD Dışişleri Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı yetkilileri ve Kongre üyeleriyle görüşecek.

İlginç değil mi, S 400’ün uçak uçak geldiği günümüzde TÜSİAD, ABD’ye Beyaz Saray’a gidiyor ve Ulusal Güvenlik Konseyi ve Dışişleri bakanlığı yetkilileriyle görüşüyor. Ayıp olmasın diye Ticaret Bakanlığı yetkilileriyle de görüşüyormuş.

Ne diyeyim, TÜSİAD sevdi mi böyle seviyor, öyle vergi denetimi filan, biyere kadar korkuyor ama iş son noktaya geldi mi, yani nasırına tam basıldı mı, hemen kendi lehine ülke yönetiminde söz sahibi oluyor.

SENİ BEN BİLE KURTARAMAM ERDOĞAN TÜSİAD DEVREDE…

TÜSİAD’ın tam sayfa ilanının tam metni:

Gerçekçi Çıkış Yolu

Dünyada, “orta gelirli” ülkelerin başlarında gelen Türkiye’miz, şu sırada, yoksul ülkelerde görülen “yok”lar içindedir. Geçen yıl, 2 milyar 300 milyon dolarlık ihracat yapabildik.
Bu yıl, ithal etmemiz gerekli pterol için yaklaşık 2 milyar dolara ihtiyacımız var.

Ekonominin yürümesi için ise, en az 5 milyar dolarlık ithalat yapılması zorunludur.

Bir yandan döviz kıtlığı, öte yandan enerji yetersizliği, yatırımları ve mevcut sanayinin üretimini hızla düşürmektedir.

Nüfusumuz 44 milyonu aşmıştır.
Yıllık artış 1 milyon kişinin üzerindedir.

İşsiz sayısının geçen yıl 2 milyon 240 bin kişi olduğu ifade edilen ülkemizde, çalışabilir her 100 kişiden 14’ü işsizdir.

Oysa, uygulanan ekonomi politikaları ve sendikaların davranışları, Türkiye’de, işsizlik sorunun, giderek daha da ağırlaştırmaktadır.

Ve… bir yılda %60’ı aşan korkunç enflasyon sosyal ve ekonomik bünyemizi kemirmeye devam etmektedir.

Türkiye nereye gidiyor?

Bir ülkede ekonomik bunalım neden doğar?

Dünyanın zengin ülkeleri arasına girebilecek potansiyele sahip yurdumuz neden yoklar içine girmiştir?

Dünyanın bugünkü ekonomik gidişinde bunalım geçiren tek ülke Türkiye değildir.

Ama bunalım karşısında kendisine yardım etmeyen tek ülke de Türkiye olmamalıdır.

Artık enflasyonun hızı yavaşlatılmalıdır.
Halkımızın eline geçen paranın değerinin bekçisi olması gereken Devlet, karşılıksız para basmak yerine, başka yollar aramalıdır.
Örneğin, Maliye’mizin doğru yöntemler kullanarak vergi kaçakçılığını asgari düzeye indirmesi şarttır. Ve mümkündür.
Parlamento’muzun ise, henüz vergilendirilmemiş kesimleri artık vergi kapsamına alması tarihi bir görevdir.
Şiddetle ihtiyaç duyduğumuz dış kredilerle, uyguladığımız ekonomik sistem birbirine çok yakından bağlıdır.
Pazar ekonomisinden gitgide uzaklaşan bir anlayışla, ne Batı dünyasında hak ettiğimiz yeri, ne yeterli kredileri, ne de yatırımlara gerekli dış sermayeyi bulabiliriz.
Demokratik toplumumuzun üreten -verimli üreten- temel gücünün hür teşebbüs olduğunu artık anlamalıyız.
Ekonomimizi bir yasakçı “mevzuat ağı” içinde boğan, kişinin teşebbüs şevkini kıran, kişiyi yanlış yönlere sevk eden aşırı müdahaleci ve güven sarsıcı zihniyet bunalımın asıl sebebidir.
Daha çok çalışmanın, daha çok üretmenin ve bolluğa kavuşmanın gerçekçi yolu: “Kişiyi rekabet içinde teşvik”tir.
Zorlayıcı, önleyici önlemlerle üretim artmaz. Olsa olsa ekonomik yapı çarpılır. Giderek rejim değişir.
Hür teşebbüsün zayıflaması hürriyetçi demokrasinin zayıflamasıdır. Hür teşebbüsün yok olması ise, politik, ekonomik, sendikal, düşünsel, bütün hürriyetlerle birlikte, hürriyetçi demokrasinin de yok olmasıdır.

Kutuda: Biz, Türk Özel Sektörünün üyeleri olarak beyan ederiz ki:

Ülkemizi Hürriyetçi Demokrasi içinde refaha götürecek temel güç hür teşebbüstür:
Kişiyi her zaman daha çok ve daha verimli çalışmaya sevk etmiş olan hür teşebbüs.
Çağımızın ileri toplumları refaha hürriyet içinde yalnız bu yolla erişmişlerdir.
Bir başka yol yoktur.

Bu mesaj -demokratik toplumumuzun üretici güçlerinden özel sektörü temsil eden bir kuruluş olarak- Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) tarafından hazırlanmış ve sayın halkımıza, izlenmesi, incelenmesi ve tartışılması amacıyla sunulmuştur.

https://www.artigercek.com/yazarlar/ahmetnesin/seni-ben-bile-kurtaramam-erdogan-tusiad-devrede

17.07.2019 (Haber Merkezi)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz