‘Kılıçla kesilen  ‘ kelleler ve sel olup akan gözyaşları

‘Kılıçla kesilen ‘ kelleler ve sel olup akan gözyaşları

ATİLLA KARADUMAN HABERİ

Volga yedekçilerinin ( sal çekiciler) bir türküsünün son mısrası şöyledir. İdamlıklar söylermiş bu yalın türküyü

“ Sana şu karşıdaki alanda

Bir ev armağan ediyorum

Üç direk, bir kirişten yapılma”

(Puşkin. Yüzbaşının Kızı. Çeviri Ataol  Behramoğlu)

 

Bekir Yıldız’da işlemiştir “  Kaçakçı Şahan” romanında konuyu. Kaçakçı Şahan'da Anadolu halkının ezilişi, yoksulluğu, dışlanışı anlatılır. Ailesinin nafakasını temin etmek için çekilen acıların simgesidir Kaçakçı Şahan hikayesi.

Ama yaşadıklarımızın en acısıdır Roboski katliamı. Ya da diğer adıyla Uludere operasyonu.28 Aralık 2011 akşamı Türk Hava Kuvvetlerinin, Şırnak'ın Uludere ilçesi yakınlarındaki Irak topraklarında F-16 savaş uçaklarıyla yaptığı bombardıman sonucunda 34 Kürt kökenli vatandaşı hayatını kaybetmişti. Ve bunların Irak’tan Türkiye'ye mazot ve sigara getirmek isteyen “kaçakçılar” olduğu ortaya çıkmıştı sonunda.

Gaziantep, özellikle de Kilis’in adı kaçakçılıkla anılır, her iki kentte de çok sayıda kaçak eşya satılan “ Pasajlar” olurdu. Şimdilerde azaldı hatta kapandı “ kaçakçı pasajları”.

Kilisli iki ayrı ailenin reisleri Suudi Arabistan üzerinden kaçakçılık yaparken yakalanmıştır. Karar kesindir. “ Kafaları Kesilerek” idam edilecektir. Bir dram… İnsanın tüylerini diken diken eden cinsten yani. En küçük çocuklarını bile görememiştir uzun süren tutukluluk nedeniyle babalar.  Son çare “ Tonton baba  ” yani Cumhurbaşkanı Turgut Özal’dır. Dönemin Başbakanı Yıldırım Akbulut ile Dışişleri Bakanı Mesut Yılmaz, görüşmeleri gizliden yürütse de Suudi Arabistan’ın “ değişmez kuralıdır Kelle almak”

Erkut ve Köseoğlu Aileleri’nin feryadını Kilis’e giderek yaptığım haberle Türkiye’ye duyurdum. Ailelerden birisinin anne ve çocukları “ Babamızın kafasını kesmeyin” derken, diğeri” İntihar ederiz” diyordu.

Sonra bölge Ankara ve İstanbul’dan gelen gazeteci akınına uğradı.

Ama ne yazık ki kurtarılamadı şoförler Seyfettin Erkut ile Mehmet Nuri Köseoğlu. Kelleleri “ kılıç”la kesilmiş ve cenazeleri bile gönderilmemişti ülkelerine.

Kılınan “ gıyabi “ cenaze namazlarında gözyaşları sel olup akmıştı.

Atilla Karaduman- Milliyet Gazetesi Arşiv

 

27.02.2021 (Haber Merkezi)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz