Erdoğan'ın sinirini bozan şey

Erdoğan'ın sinirini bozan şey

Erdoğan'ın sinirini bozan şey

Selahattin Demirtaş'ın siyasi nedenlerle hapiste tutulduğunu bizler zaten biliyorduk, AİHM bu kez Büyük Dairesi aracılığıyla bunun altını bir kez daha çizdi.

AKP yetkililerinin, başta genel başkanları olmak üzere bu kararı uygulamamak için hukuka dokuz takla attıracaklarını da tahmin ediyordum.

Nitekim ilk açıklamalarıyla bunun ipuçlarını da verdiler.

Partinin sözcüsü 150 sayfalık kararın tercüme edilmesinden ve değerlendirilmesinden söz ederken Cumhurbaşkanı Erdoğan, "esasen, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi bizim mahkemelerimizin yerine geçecek şekilde karar veremez. Sadece burada verilen kararlar mahkemelerimizce değerlendirilir" dedi.

Hızını alamadı, AİHM'yi kendi kararlarıyla çelişen riyakarca tutum takınmakla suçlayıp, "bunca çifte standarda ve riyakârlığa daha fazla tahammül etmek mecburiyetinde olmadığımızın da bilinmesini isterim" diye de rest çekti.

Erdoğan'a kendisi de dahil, herkesin gayet iyi bildiği TC Anayasası'nın ilgili hükümlerini anlatmak yersiz olur.

Zaten bunu yaparak, yanlış yolda olduğunu söylemenin de anlamı yoktur.

Kişisel haklar, hukukun üstünlüğü, kendi meşruiyetinin de kaynağı olan Anayasa'yı yok saymak gibi onun için "boş laf" sayılabilecek gerekçelere dikkatini çekmek de anlamsız.

O bunları zaten biliyor olmalı. Bilmiyor olsaydı, bugüne kadar tam üç kez hakkını aramak için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne gitmemiş olurdu. (Hatırlatma notu: Erdoğan, AİHM'ye üç kez baş vurdu. 1 – 10 ay hapse mahkûm edildiğinde; 2 – Sabıka kaydının silinmesi reddedildiğinde; 3 – Milletvekili seçilemeyeceğine ilişkin YSK kararı üzerine.)

Peki Erdoğan, Selahattin Demirtaş'ı neden ısrarla hapiste tutmak istiyor?

Apo'nun ve Kandil'in, Selahattin Demirtaş'ın demokratik mücadeleyi ön plana çıkarmasından hazzetmediği bir sır değil.

Bir ihtimal, yerel seçimlerde Apo'dan mektup desteği istenmesinin karşılığında verilmiş bir söz / taviz olabilir.

Hayır, bu kesin bir bilgi değil, düşük yoğunluklu bir komplo teorisi sadece.

Selahattin Demirtaş'ın ya da Osman Kavala'nın, hapishanede kalmaları, Erdoğan için bir "güç gösterisine" dönüşmüş bulunuyor.

Artık herkes biliyor ki bu iki kişi siyasi nedenlerle hapiste tutuluyorlar ve hapisten çıkıp gitmeleri Erdoğan'ın yenilgisi olacak.

Otokratların hem gücü hem de zayıflığı, güç göstermeyi çok sevmelerinden kaynaklanır.

Demokratik kurum ve kuralların kolaylıkla esnetilip, yok sayılabileceği bizimki gibi ülkelerde güç gösterisi konusunda hiç sıkıntı da çekmezler.

Sorun, bunca güç gösterisine rağmen, ender de olsa hukukun süpürüldüğü halının altından başını çıkarmasıyla baş gösterir.

Muktedir, bunu kendi gücüne yapılmış bir saldırı olarak görür.

Tıpkı Erdoğan ile AİHM arasında yaşananlar gibi.

Erdoğan, AİHM'ye daha fazla tahammül etmek mecburiyetinde olmadığını söylerken bile günün birinde bu karara uymak zorunda kalacağını biliyor.

Elbette günün birinde Türkiye'nin, Avrupa Konseyi üyeliğinin askıya alınması gibi bir durumla karşılaşmayı göze alarak, bunu yapabilir.

Ama o vakit de bunun parasal bir maliyeti olacak.

Erdoğan'ı en çok korkutacak sopa da budur. Bu sopanın sallanması tehlikesini göze almadan, Avrupa Konseyi'ne veda etmek harcı değil.

Onun için bakmayın şimdi "daha fazla tahammül etmek mecburiyetinde olmadığımızın da bilinmesini isterim" demesine.

Tahammül etmeye öyle bir mecbur ki en çok da bu durum sinirini bozuyor olmalı.

https://t24.com.tr/yazarlar/mehmet-y-yilmaz/erdogan-in-sinirini-bozan-sey,29176

 

Mehmet M. Yılmaz. T24

24.12.2020 (Haber Merkezi)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz