CHE Dünya Vatandaşıdır.Kimse Onu Sahiplenemez. Mümtaz İdil Yazıyor

CHE Dünya Vatandaşıdır.Kimse Onu Sahiplenemez. Mümtaz İdil Yazıyor

CHE Dünya Vatandaşıdır.Kimse Onu Sahiplenemez. Mümtaz İdil Yazıyor

Rafael Sadi, Odatv sitesinde yazdığı bir yazıda Che'nin Yahudi kökenli olduğu konusunda bazı bilgiler ve iddialar öne sürdü. Che bir dünya vatandaşıdır ve kimse de onu sahiplenemez, yüz yıllık köklü Arjantin ailesi de buna dahildir. Geçen hafta Che'nin babasının anılarından Che'yi anlatmaya başlamıştık, aşağıda ona devam ediyorum.

Che Guevara'nın müzik, hiç anlamadığı bir alandı. Müzik kulağı yoktu. Tangoyu valsten ayırt edemezdi. Bir Arjantinli için sıra dışı bir durum sayılabilir belki, ama dans edemezdi. Gerçeğe ne kadar uzak da olsa, biz Arjantinliler kendimizin çok iyi birer dansçı olduğumuzu sanırız.

Lavitski araya giriyor, "Duyduklarımı ben de anlatayım: Sanayi Bakanlığı'nda çalışırken, müzik hakkında fikrini sorduklarında, Che'nin cevabı şöyle olmuş: "Müzik hakkında hiçbir şey söyleyemem, bu konuda cahilliğim yüzde yüzdür."

"Evet," diyor Don Ernesto, "bu onun tarzıdır. Hiçbir zaman kusurlarını açığa vurmaktan çekinmemiştir. Ama diğer yandan, başkalarının kusurlarına gülmeyi de severdi, kendi eksiklerine karşı da amansızdı. Öz eleştirisi çok yüksekti, kendisine karşı acımasızdı diyebilirim. Bazıları bu özelliğini orijinal görünme isteği, aykırılık, gösteriş amaçlı olduğunu düşünürlerdi. Bunun asıl nedeni daha derin ve daha ciddidir. Bu onun son derece samimi olmasından kaynaklanıyordu. Bir de yalana, dayatmalara, burjuva mantığına tahammülsüzlüğünden. Samimiyet ise insanları her zaman şaşırtır ve etkiler. Sıradan insanlar, kendilerine benzemeyenleri aklını yitirmiş veya hilekâr, sahtekâr, düzenbaz olarak algılarlar. Biyografi yazarları arasında Che'nin farklı tutumunu, değişik Freudist komplekslerle bağdaştıranlar var; devrimci yapısının ve karakter oluşumunun neredeyse temel etkeni olarak astımı gösteriyorlar. Bunların hiçbiri ciddiye alınacak şeyler değildir.

Devrimcileri ortaya çıkaran şey hastalıklar, fiziksel özürler veya herhangi bir ruh hali değil, sömürünün olduğu bir toplumsal ortamda insanın doğal adalet arayışıdır.

Che sadece şiir sanatı gibi soyut alanlarla ilgilenmiyordu. Matematikte ve diğer sayısal disiplinlerde çok kuvvetliydi. O derece ki, biz ileride onun mühendis olacağını zannediyorduk. Ama, bilindiği gibi, o doktor olmayı tercih etti. Kendi hastalığı onu doktor olmaya itmiş olabilir. Belki de kendisini karşılıklı olarak çok seven anneannesinin çaresiz hastalığından dolayı bu mesleği seçti. Celia'nın annesi, aynı Celia gibi, kanser hastalığından dolayı hayatını kaybetmişti. 

Biz çok erken yaştan itibaren Che'yi ve diğer çocuklarımızı farklı spor aktivitelerine yönlendirdik. Tete sporu çok severdi, ve sporla uğraşırken, her diğer alanda yaptığı gibi, hastalığını bahane edip de kendine acımazdı. Sanki hastalığına inat, herkes gibi, hatta herkesten daha fazlasını ve daha iyisini yapabileceğini kanıtlamaya çalışıyordu. Okul döneminde yerel futbol kulübüne yazıldı ve yedek takımda oynadı. Parlak bir futbol oyuncusuydu ama, kulübün takımında oynayamıyordu, sık sık oyun sırasında astım nöbeti geçirir, solunum cihazına bağlanmak için oyunu terk etmek zorunda kalırdı. Ancak cesur ve güçlülerin oyunu, kas gücü yöntemlerine dayalı ragby oynardı. Binicilikle de uğraşırdı; golf, hatta planörcülükle ilgilenirdi; yine de çocukluk ve gençlik yıllarının en büyük tutkusu olarak bisiklet kaldı. Nişanlısı Çinçina'ya (María del Carmen Ferreyra) hediye ettiği bir resim üzerinde şunu yazmıştı: Çinçina hayranlarına pedalin Kıralı'ndan.

Levitski önündeki notları karıştırıp, El Grafico adında Arjantin dergisinin 5 Mayıs 1950 sayısında yayınlanan ilanı bularak, Che'nin babasına okuyor:

"23 Şubat 1950. Mikronmoped firması temsilcisi beyefendiler. Kontrolünüz için size Mikron mopedini gönderiyorum. Bu moped üzerinde Arjantin'in on iki eyaletini gezdim ve toplam dört bin kilometre yol katettim. Tüm yol boyunca moped kusursuz işlev gördü, hiçbir arıza da fark etmedim. Sizden mopedi aynı halde iade almayı umut ediyorum. İmzalayan: Ernesto Gevara Serna."

Che'nin öğrencilik yıllarında çıktığı bir gezi idi o. Mikron firması reklam amaçlı kendi marka mopedini vermiş ve gezinin bir kısım masraflarını üstlenmişti.

Evcil olduğu söylenemezdi. Öğrencilik yıllarında, bir Arjantin yük gemisinde denizci olarak görev aldı ve bir süre bu gemide kaldı. Trinidad'da, Britanya Guyanası'nda bulundu. Sonrasında da Granados ile birlikte Güney Amerika'nın yarısını dolaştı.

Lavitskiy: Tete'nin bu derece riskli girişimleri sizi tedirgin ediyor muydu, özellikle rahatsızlığını da düşünerek soruyorum.

Kesinlikle. Bu gibi durumlarda ben ve Celia çok üzülüyorduk ve içimiz içimizi yiyordu. Yine de korkularımızı içimizde saklamayı başarıyorduk. Ben her zaman çocuklarıma kendilerine yeterli olmalarını öğrettim ve bunun onlara gelecekte de yardımcı olacağından emindim. Ayrıca, gençliğin o derece düşkün olduğu bu düşüncesizce davranışlarına karşı koymak da imkânsızdır. Bir seferinde Che ve Roberto'nun evden kaybolduklarını hatırlıyorum. Che onbir, Roberto sekiz yaşında idi. Bir anda kayıplara karışmışlardı. Biz onların yakındaki ormanlara gittiğini düşünerek aramalara başladık, polise haber verdik. Birkaç gün sonra sekiz yüz kilometre uzaklıkta gizlice saklandıkları bir yük arabasının kasasında bulundular. Fakat, Che'nin bu çocukluk yaramazlığı yüzünden başımıza gelenler, gelecekte bizi bekleyen olaylar yanında hiçbir şeydi. Granados ile birlikte Güney Amerika gezisi sırasında kaldıkları cüzzam hastaneleri hakkında yazdığı mektuplar içimizi ürpertiyordu. Peru'dan gönderdiği bir mektubunda, cüzamlıların hediyesi olan bir sal üzerinde, Alberto'dan Amazon nehrinin aşağılarına, yani cehennemin dibine doğru gittiğini yazıyor, ve bizi uyarıyordu: "Eğer ki bir ay sonra benden mektup alamazsanız, demek ki bizi timsahlar yemiş, ya da Jibaro Kızılderililerine yem olmuşuzdur ve kafataslarımızı kurutup Amerikalı turistlere satmışlardır. O zaman bizim afacan kafalarımızı New York'un hediyelik eşya dükkânlarında arayın."

Tabi, biz oğlumuzu iyi tanırdık, kendine özgü kara mizah tarzında yazıyordu, yoksa kendinden son derece emindi ve bu maceranın başarı ile sonlanacağından hiç şüphesi yoktu. Ama ve lâkin... Bir sonraki mektubu bir ay sonra gelmedi işte, iki ay sonra geldi!"

"Sonra... Meksika'dan yazdığı bir mektupta, Fidel Castro Birliğinde Küba'ya Batista ile savaşmaya gideceğini haber veriyordu. Açıkçası, o mektubu okumaya hemen cesaret edemedim. Sinirlerimi esirgeyerek, Celia bana kısaca özetlemişti. Ve yine iki sene suskunluk, tabi Arjantin'li gazeteci Jorge Ricardo Masetti yazıları dışında. 1958 senesinin Nisan – Mayıs aylarında Che Sierra Maestra'da bulunmuştur, oradan da Fidel Castro ile sohbet kayıtlarını getirmişti. Sonrasında Masetti bu sohbetler hakkında Mücadele Edenler ve Ağlayanlar adında bir kitap yazdı. Bu arada gazeteler ard arda Batista güçlerinin direnişçileri yok etmesinden bahsediyordu, bu tür her yazı bizim için oğlumuzun hayatından endişe etmek demekti.

31 Aralık 1958 tarihi idi. Batista rejiminin çökmesinin arifesinde, Yeni Yılı kutlamak için ailece bir araya gelmiştik. Radyolar Küba'daki olaylar hakkında çok karışık bilgiler verdiğinden, keyifler pek iyi değildi, Che hakkında da sadece Santa Klara çatışmasında yaralandığını biliyorduk. Buenos Aires'ta Fidel'in üst komutası ile radyo bağlantısı olan Küba Milletleri Dayanışma Komitesi vardı. Fakat bu bağlantı güvenilir değildi, sürekli kopuyordu. Küba'daki gerçek olaylardan haberdar değildik.

İşte o yılbaşı gecesinde herkes toplanmış ve artık kimseyi beklemiyorken, saat onbir civarında kapı çaldı. Açtığımızda kapıda bırakılan bir zarf bulduk. İçinden çıkan mesaj da şu: "Sevgili büyüklerim! Keyifim çok iyi. İkisini harcadım, beşi daha duruyor. Çalışmaya devam ediyorum. Haberler çok az, ileride de bu böyle devam edecek. Yine de Yaradan'ın Arjantin'li olması için dua edin. Hepinizi kucaklıyorum, Che." Her zaman kedi gibi yedi ömrü olduğunu söylerdi. İkisini harcadım, beşi daha duruyor ifadesi iki defa yaralandığını ve daha beş şansı olduğu anlamında idi.

Böyle beklenmedik bir haber karşısında hem şaşkına dönmüş, hem sevinmiştik. Ama bu gece bizi bekleyen bir sürpriz daha vardı. Aradan on dakika geçmeden, kapımıza yeni bir zarf bıraktılar, üzerinde de şunlar yazıyordu: "Mutlu Yeni Yıllar ve Noeller! Tete'nin keyifler yerinde!" Ertesi gün, 1 Ocak 1959 tarihinde, bize Masetti ile Alberto Granados uğradılar, Batista'nın Küba'dan firar ettiğini haber veriyorlardı. Bir hafta sonra, 7 Ocak'ta, direniş ordusunun Havana'ya bağımsızlık kazandırmasının ardından, Camilo Sienfuegos, bizi aldırmak için Havana'dan uçak göndererek, Che için güzel bir sürpriz hazırlamıştı. Tüm bu üzüntülerden ben ayakta duramaz bir halde idim, Havana'ya Celia tek başına uçtu. Havalimanında oğlumuza sarıldığında, dayanamayıp, ağlamış. Hayatında ilk defa böyle davranmıştı.

Mümtaz İdil

(sürecek)

7.09.2016 (Haber Merkezi)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz